0505 301 0814Büyükesat, Çankaya / AnkaraCeza Hukuku · İnfaz Hukuku · Boşanma & İcra Hukuku

Boşanma Hukuku

Boşanmada Mal Paylaşımı: Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Detaylı Rehberi

Bu makale, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan ve boşanma davalarında en sık uygulanan mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimini kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Okuyucular, edinilmiş mal ile kişisel mal arasındaki farkları, artık değer ve katılma alacağının nasıl hesaplandığını, değer artış payının önemini ve mal rejiminin tasfiyesinde karşılaşılabilecek hukuki süreçleri detaylıca öğreneceklerdir. Makale, evlilik birliği içinde edinilen malların boşanma durumunda nasıl paylaştırılacağı, bu süreçte hakların nasıl korunacağı ve sıkça sorulan hukuki sorulara yanıtlar sunarak okuyucuların bilinçli adımlar atmasına yardımcı olmayı hedeflemektedir.

Boşanmada Mal Paylaşımı: Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Detaylı Rehberi

Türk hukukunda evliliğin sona ermesiyle birlikte gündeme gelen en hassas ve karmaşık konulardan biri, mal paylaşımıdır. Özellikle 2002 yılında yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) ile edinilmiş mallara katılma rejiminin kanuni mal rejimi olarak benimsenmesi, bu alandaki uyuşmazlıkların ve hukuki tartışmaların boyutunu önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu rejim, eşlerin evlilik birliği süresince karşılıklı emek ve katkılarıyla edindikleri malvarlığı değerlerinin hakkaniyetli bir şekilde paylaşılmasını amaçlamakta olup, toplumsal adaletin ve eşler arasındaki ekonomik eşitliğin sağlanmasında kritik bir rol oynamaktadır. Ancak, edinilmiş mal ve kişisel mal ayrımının yapılması, malların değerlemesi ve katılma alacağı ile değer artış payı hesaplamaları gibi konular, sıklıkla detaylı hukuki bilgi ve uzmanlık gerektiren ihtilaflara yol açmaktadır.

Günümüzde, boşanma davalarının artan sayısı ve ekonomik ilişkilerin karmaşıklaşmasıyla birlikte, mal paylaşımı davaları da Türk yargısının önemli bir yükünü oluşturmaktadır. Yargıtay içtihatları, TMK'daki hükümlerin yorumlanmasında ve somut olaylara uygulanmasında büyük bir rehberlik sağlamakta, ancak her olayın kendine özgü koşulları nedeniyle uygulamada farklılaşmalar görülebilmektedir. Eşlerin evlilik birliği süresince elde ettiği gelirler, yatırımlar, taşınmaz ve taşınır mallar ile borçlar, titizlikle incelenerek hakkaniyete uygun bir sonuca ulaşılmaya çalışılmaktadır. Bu durum, sürecin hem hukuki hem de pratik açılardan iyi anlaşılmasını zaruri kılmaktadır.

Bu makalede ele alınan konular:

1. Mal Rejimlerinin Tarihsel Gelişimi ve Kanuni Mal Rejimi. Türkiye'de 2002 öncesi mal ayrılığı rejimi geçerli iken, 1 Ocak 2002 itibarıyla edinilmiş mallara katılma rejimi kanuni mal rejimi olarak kabul edilmiştir.

2. Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Temel İlkeleri. Bu rejim, evlilik birliği içinde eşlerin karşılıklı emek ve katkılarıyla edinilen mallar üzerinde eşit pay sahipliği prensibine dayanır.

3. Edinilmiş Mal ve Kişisel Mal Ayrımı. Edinilmiş mallar, evlilik birliği devamınca karşılığı verilerek elde edilen değerler iken, kişisel mallar eşlerden birine miras, bağış yoluyla veya evlilik öncesinde ait olan mallardır.

4. Değer Artış Payı ve Katılma Alacağı. Değer artış payı, kişisel malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına diğer eşin katkısı oranında ortaya çıkarken, katılma alacağı edinilmiş malların tasfiyesi sonucunda doğan alacaktır.

5. Mal Rejiminin Tasfiyesi Süreci ve Hukuki Yaptırımları. Mal rejiminin tasfiyesi, aktiflerin ve pasiflerin belirlenmesi, değerlemeler yapılması ve nihayetinde katılma alacağı ile değer artış payı hesaplanarak eşler arasında bölüştürülmesini içeren karmaşık bir hukuki süreçtir.

6. Yargıtay İçtihatlarının Rolü ve Pratik Uygulamalar. Yargıtay kararları, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin TMK hükümlerinin yorumlanmasında ve somut olaylara uygulanmasında yol gösterici niteliktedir.

Türk Hukukunda Mal Rejimleri ve Tarihsel Gelişim

Türkiye'de mal rejimleri alanında önemli bir dönüşüm, 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile yaşanmıştır. Bu tarihten önce, 1926 tarihli eski Medeni Kanun döneminde, evlilik birliği içinde eşler arasında geçerli olan kanuni mal rejimi mal ayrılığı rejimi idi. Bu rejimde, her eş kendi malvarlığı üzerinde bağımsız haklara sahipti ve evlilik birliği içinde elde edilen mallar da kimin adına tescilli ise ona ait sayılıyordu. Bu durum, özellikle ev işleriyle ilgilenen ve ücretli bir işte çalışmayan eşlerin, evliliğe ve edinilen mallara yaptıkları dolaylı katkıların yeterince değerlendirilememesi eleştirilerine neden oluyordu.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, bu eşitsizliği gidermek ve evlilik birliğindeki karşılıklı emeği ve katkıyı daha adil bir şekilde yansıtmak amacıyla edinilmiş mallara katılma rejimini kanuni mal rejimi olarak benimsemiştir (TMK Madde 202). Bu değişiklik, eşler arasındaki eşitliği sağlama ve evlilik süresince ortak çabalarla edinilen değerlerin paylaşımında hakkaniyet prensibini öne çıkarma amacı gütmektedir.

TMK, eşlere kanuni rejim olan edinilmiş mallara katılma rejiminin yanı sıra, mal rejimi sözleşmesi ile başka bir mal rejimini seçme imkânı da tanımaktadır. Bu rejimler; mal ayrılığı rejimi, paylı mal ayrılığı rejimi ve mal ortaklığı rejimidir (TMK Madde 202). Ancak, eşler herhangi bir seçim yapmadığı takdirde, edinilmiş mallara katılma rejimi otomatik olarak uygulanacaktır. Bu makale, kanuni mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine odaklanmaktadır.

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi: Temel Kavramlar

Edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerin evlilik birliği içinde karşılıklı katkılarıyla edindikleri malvarlığı değerlerinin, rejimin sona ermesi durumunda, belli kurallara göre tasfiyesini öngören bir sistemdir. Bu rejimin anlaşılması için edinilmiş mal ve kişisel mal ayrımının net bir şekilde yapılması hayati önem taşır.

Edinilmiş Mallar Nelerdir?

Edinilmiş mallar, TMK Madde 219'da açıkça tanımlanmıştır. Buna göre, her eşin bu mal rejiminin başlangıcından itibaren bir karşılık edinme suretiyle elde ettiği malvarlığı değerleri edinilmiş mal kabul edilir. Kanun, bu kapsamda belirli örnekleri sıralamaktadır:

Çalışma karşılığı edinilen mallar: Eşlerin evlilik birliği süresince ücret, maaş, prim, ikramiye gibi çalışma karşılığı elde ettikleri tüm kazançlar bu kategoriye girer.

Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya kişilerin yardımlarıyla edinilen mallar: Emekli ikramiyeleri, kıdem tazminatları, işsizlik maaşları, maluliyet aylıkları gibi gelirler edinilmiş mal niteliğindedir. Örneğin, bir eşin evlilik süresince hak kazandığı kıdem tazminatı veya emekli ikramiyesi, edinilmiş maldır.

Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar: Bir eşin bir kaza veya hastalık sonucu çalışma gücünü kaybetmesi nedeniyle kendisine ödenen maddi tazminatın, malvarlığına dönüşen kısmı edinilmiş maldır.

Kişisel malların yerine geçen değerler: Örneğin, bir eşin evlilik öncesi sahip olduğu bir taşınmazı satarak elde ettiği parayla başka bir taşınmaz alması durumunda, bu yeni taşınmaz da kural olarak kişisel malın yerine geçen bir değer olduğu için kişisel mal niteliğini korur. Ancak, satış bedeline evlilik içinde edinilmiş mal niteliğinde olan bir gelir eklenerek yeni bir mal edinilmişse, bu kısım edinilmiş mal olarak değerlendirilir.

Edinilmiş malların gelirleri: Kiraya verilen bir daireden elde edilen kira gelirleri, bankadaki mevduatın faiz gelirleri veya bir şirketteki ortaklık payından elde edilen kâr payları gibi gelirler, edinilmiş maldır.

Yargıtay içtihatları, ev hanımlarının ev işlerine yaptıkları katkıların ve çocuk bakımı gibi ailevi yükümlülüklerin yerine getirilmesinin de, edinilmiş malların edinilmesine dolaylı bir katkı olduğunu kabul etmektedir. Bu durum, TMK Madde 219'daki "çalışma karşılığı edinilen" ifadesinin geniş yorumlanmasıyla açıklanır ve eşler arasındaki eşitlik ilkesini pekiştirir.

Kişisel Mallar Nelerdir?

Kişisel mallar, TMK Madde 220'de belirtildiği üzere, edinilmiş mallara katılma rejiminin dışında tutulan ve her eşin kendi malvarlığı olarak kabul edilen değerlerdir. Bu mallar, tasfiye sürecinde diğer eşin katılma alacağı hesabına dahil edilmez. Kanun, kişisel malları şu şekilde sıralar:

Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar: Giyim eşyaları, kişisel takılar (örneğin, nişan yüzüğü dışındaki, bir eşin şahsi kullanımına özgü ziynet eşyaları) gibi sadece bir eş tarafından kullanılan eşyalar.

Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği mallar: Evlilik öncesinde sahip olunan tüm malvarlığı değerleri (örneğin ev, araba, banka hesabı) ile evlilik birliği içinde miras kalan veya bağışlanan mallar kişisel maldır. Örneğin, eşlerden birine anne babasından miras kalan bir arsa kişisel mal niteliğindedir.

Manevi tazminat alacakları: Bir eşin kişilik haklarına saldırı nedeniyle hükmedilen manevi tazminat da kişisel maldır.

Kişisel malların yerine geçen değerler: Kişisel bir malın satılması sonucu elde edilen para veya sigorta tazminatı da kişisel mal niteliğini korur. Örneğin, evlilik öncesi edinilen bir evin satılmasıyla elde edilen gelir, yeni bir mal alınmasa bile kişisel maldır.

Mal rejimi sözleşmesiyle kişisel mal sayılan değerler: Eşler, mal rejimi sözleşmesi yaparak edinilmiş mallara dahil olacak bazı değerleri kişisel mal olarak kararlaştırabilirler (TMK Madde 221). Ancak bu, sınırsız bir yetki değildir ve kanun koyucunun belirlediği sınırlar içinde kalınmalıdır.

Mal Rejiminin Tasfiyesi Süreci

Mal rejimi tasfiyesi, evliliğin sona ermesiyle birlikte eşlerin malvarlıklarının TMK hükümlerine göre bölüştürülmesi sürecidir. Bu süreç, oldukça teknik ve detaylı hesaplamalar gerektirir.

Mal Rejiminin Sona Ermesi

TMK Madde 225'e göre, edinilmiş mallara katılma rejimi eşlerden birinin ölümü, başka bir mal rejiminin kabulü veya boşanma kararı ile sona erer. Boşanma halinde, mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiş sayılır. Bu tarih, tasfiyeye konu malların belirlenmesinde ve mevcut durumlarının tespiti için esas alınacak kritik tarihtir.

Malların Değerlemesi

Tasfiye sürecinde, eşlere ait malların değerlemesi büyük önem taşır. TMK Madde 235 ve Madde 236 hükümleri uyarınca, malların sürüm değeri (piyasa değeri) esas alınarak belirlenir. Değerleme, mal rejiminin sona erdiği tarihteki durumlarına göre yapılır ancak tasfiye anındaki (yani dava tarihindeki veya karar tarihindeki) güncel değerleri esas alınır. Örneğin, boşanma davasının açıldığı tarihte 100.000 TL değerinde olan bir aracın, dava görülürken 150.000 TL olması durumunda, 150.000 TL üzerinden değerleme yapılır. Bu, enflasyonist ortamlarda adaletin sağlanması açısından önemlidir. Taşınmazlar için tapu kayıtları, araçlar için ruhsat bilgileri, banka hesapları için ekstreler ve uzman bilirkişi raporları (gayrimenkul değerleme uzmanları, makine mühendisleri vb.) bu aşamada delil olarak kullanılır.

Değer Artış Payı Alacağı

Değer artış payı alacağı, TMK Madde 227'de düzenlenmiştir. Bir eşin kişisel malına diğer eşin emek, para veya herhangi bir katkıyla yatırım yapması durumunda ortaya çıkar. Örneğin, eşlerden birinin evlilik öncesi sahip olduğu bir arsaya, diğer eşin evlilik birliği içinde çalışarak kazandığı parayla ev yapılması veya evin tadilatına katkıda bulunulması. Değer artış payı, katkı yapılan malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına orantılı olarak hesaplanır. Bu alacak, kişisel malın tasfiye anındaki değerine göre belirlenir.

Yargıtay kararları, katkının nakit veya emek şeklinde olabileceğini ve bu katkının somut olarak ispatlanması gerektiğini vurgular. Hesaplama, katkı oranının güncel değere yansıtılması şeklinde yapılır. Örneğin, 100 birim değerindeki kişisel malın 20 birimine diğer eş katkı yapmışsa, malın tasfiye anındaki değeri 500 birim olduğunda, katkı yapan eş 100 birim değer artış payı alacağı kazanır (500 * 20/100).

Katılma Alacağı

Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin en temel unsurudur ve TMK Madde 231-236 arasında düzenlenir. Katılma alacağı, eşlerin edinilmiş mallarından oluşan artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olunmasıdır. Artık değer, her bir eşin edinilmiş mallarının toplamından, o mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır (TMK Madde 231).

Hesaplama aşamaları:

1. Her bir eşin edinilmiş malları belirlenir.

2. Denkleştirme yapılır. TMK Madde 229'da belirtilen "eklenecek değerler" bu aşamada devreye girer. Bunlar, bir eşin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmaksızın yaptığı karşılıksız kazandırmalar veya mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kasdıyla yaptığı devirlerdir.

3. Her bir eşin edinilmiş mallarına ilişkin borçlar düşülür.

4. Kalan miktar, her bir eşin artık değeri olarak belirlenir.

5. Her bir eşin artık değerinin yarısı, diğer eşin katılma alacağı olarak hesaplanır.

Örnek: Evlilik birliği içinde eşlerden birinin adına kayıtlı olan 1.000.000 TL değerindeki bir ev, bankadaki 200.000 TL'lik ortak hesap ve 300.000 TL değerindeki araç, edinilmiş mal kapsamındadır. Bu mallar üzerinde 100.000 TL borç varsa, artık değer (1.000.000 + 200.000 + 300.000) - 100.000 = 1.400.000 TL olur. Bu durumda, diğer eşin katılma alacağı 1.400.000 / 2 = 700.000 TL olacaktır.

Katılma alacağı, para alacağı niteliğindedir. Faiz başlangıcı olarak, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren yasal faiz yürütüleceği Yargıtay içtihatlarıyla sabittir.

Yasal Sınırlar ve Koruyucu Hükümler

TMK, mal paylaşımı sırasında eşlerin ve ailenin korunmasına yönelik bazı hükümler de içerir:

Aile konutunun korunması: TMK Madde 237, aile konutu üzerinde hak sahibi olmayan eşin de haklarını koruyarak, aile konutunun tasfiye sürecinde özel bir statüye sahip olmasını sağlar.

İyi niyetli üçüncü kişilerin korunması: Mal rejiminin tasfiyesi, iyi niyetli üçüncü kişilerin kazanımlarını genellikle etkilemez.

Tasfiye sırasında ölüm halinde mirasçıların hakları: TMK Madde 240, eşlerden birinin ölümü halinde, hayatta kalan eşin katılma alacağı hakkının mirasçılar tarafından da ileri sürülebileceğini belirtir.

Yargıtay İçtihatları ve Pratik Uygulamalar

Edinilmiş mallara katılma rejiminin karmaşık yapısı, Yargıtay kararlarını bu alandaki en önemli yol göstericilerden biri haline getirmiştir. Özellikle Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları, TMK hükümlerinin yorumlanmasında ve somut olaylara uygulanmasında bir standart oluşturur.

Ev Hanımının Emeği: Yargıtay, ev hanımının ev işlerine ve çocukların bakımına yaptığı emeği, edinilmiş malların edinilmesine dolaylı katkı olarak kabul etmektedir. Bu durum, TMK Madde 219'daki "çalışma karşılığı edinilen" kavramının geniş yorumlanması anlamına gelir. Bu sayede, ev hanımı eş de evlilik süresince edinilen malvarlığı değerlerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahip olabilmektedir.

Gelir Getirmeyen Kişisel Malların Değer Artışı: Bir eşin evlilik öncesi sahip olduğu bir arsanın, şehirleşme veya imar planı değişiklikleri nedeniyle kendiliğinden değer kazanması durumunda, diğer eşin bu değer artışından değer artış payı veya katılma alacağı talep etme hakkı doğmaz. Zira bu artışa diğer eşin somut bir katkısı yoktur.

Bankadaki Mevduatlar ve Altınlar: Evlilik birliği içinde biriken bankadaki mevduatlar, dövizler veya ziynet eşyası olarak alınan altınlar (takı setleri, bilezikler vb.) kural olarak edinilmiş mal olarak kabul edilir. Ancak, eşlerden birine düğünde takılan ziynet eşyaları, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, hibe niteliğinde olup o eşin kişisel malı sayılır.

Tazminatlar: Manevi tazminat alacakları TMK Madde 220 uyarınca kişisel mal niteliğindedir. Ancak, bir eşin iş kazası veya trafik kazası sonucu aldığı maddi tazminat veya sürekli iş göremezlik geliri, malvarlığına dönüşen kısmı itibarıyla edinilmiş mal olarak değerlendirilebilir. Bu ayrım, tazminatın amacına ve niteliğine göre yapılır.

Malvarlığı Kaçırma ve Denkleştirme: Eşlerden birinin mal rejimi sona ermeden önce, diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla mallarını karşılıksız devretmesi veya bağışlaması durumunda, bu değerler TMK Madde 229 uyarınca edinilmiş mallara eklenir (denkleştirme). Yargıtay, bu tür muvazaa (danışıklı işlem) iddialarını dikkatle inceleyerek hakkaniyete uygun kararlar vermektedir.

Zamanaşımı: Mal rejimi tasfiyesi davası için zamanaşımı süresi, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren on yıldır (Türk Borçlar Kanunu Madde 146). Bu süre, diğer dava türlerindeki zamanaşımı süreleriyle (örneğin boşanmada manevi tazminat için TMK Madde 178'deki 1 yıllık süre) karıştırılmamalıdır.

Mal Paylaşımı Sürecinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Mal paylaşımı davaları, maddi boyutu ve hukuki karmaşıklığı nedeniyle taraflar için yıpratıcı olabilir. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken önemli noktalar şunlardır:

Delil Toplama: Evlilik birliği içinde edinilen mallara ilişkin tüm belgelerin (tapu kayıtları, banka hesap dökümleri, araç ruhsatları, vergi beyannameleri, işyeri kayıtları, faturalar) titizlikle toplanması gerekmektedir. Delillerin eksikliği, hak kaybına yol açabilir.

Değerleme Uzmanlığı: Malların doğru ve güncel piyasa değerinin tespiti için konusunda uzman bilirkişilerden destek alınması hayati önem taşır. Özellikle taşınmazlar, işletmeler veya değerli koleksiyonlar gibi özel nitelikli varlıklar için bu durum daha da belirgindir.

Dava Süreci ve Strateji: Mal paylaşımı davaları uzun sürebilir. Bu nedenle, davanın doğru bir strateji ile yönetilmesi, zamanında ve doğru taleplerin ileri sürülmesi, hukuki sürecin etkinliğini artırır.

Anlaşma Yolu: Tarafların karşılıklı rıza ile bir mal paylaşımı sözleşmesi yaparak davayı sonuçlandırması, hem zaman hem de maliyet açısından en avantajlı yoldur (TMK Madde 206). Anlaşmalı boşanmalarda, mal paylaşımı konusu da genellikle bu yolla çözüme kavuşturulur.

Profesyonel Hukuki Destek: Edinilmiş mallara katılma rejiminin detayları, hesaplamalar ve Yargıtay içtihatları dikkate alındığında, sürecin bir avukat desteğiyle yürütülmesi, hak kayıplarının önüne geçilmesi ve adaletin sağlanması açısından vazgeçilmezdir.

Sonuç

Boşanmada mal paylaşımı, Türk hukuk sisteminde adaleti ve eşler arasındaki eşitliği temin eden temel bir süreçtir. 1 Ocak 2002 itibarıyla kanuni mal rejimi olarak benimsenen edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerin evlilik birliği süresince ortak emek ve katkılarının ürünü olan malvarlığı değerlerinin hakkaniyetli bir şekilde bölüşülmesini hedeflemektedir. Bu rejim, eşlerin bireysel çabalarıyla edindikleri kişisel mallar ile evlilik birliği içindeki ortak yaşam ve çalışmanın sonucu olan edinilmiş mallar arasında net bir ayrım yaparak, her iki tür malvarlığı değerine ilişkin tasfiye prensiplerini belirler.

Sürecin anlaşılması ve doğru uygulanması, edinilmiş mal ve kişisel mal ayrımı, değer artış payı ve katılma alacağı hesaplamaları gibi temel kavramların iyi bilinmesini gerektirir. Yargıtay içtihatları, bu kavramların yorumlanmasında ve pratik uygulamalarında kritik bir rol oynamakta, ev hanımının emeğinden tutun da malvarlığı kaçırma girişimlerine kadar geniş bir yelpazede yol göstermektedir.

Mal paylaşımı davaları, genellikle karmaşık, uzun soluklu ve duygusal olarak yıpratıcı olabilir. Bu nedenle, tarafların süreci bir boşanma hukuku uzmanı avukat eşliğinde yürütmeleri, hem hukuki haklarının korunması hem de sürecin adil ve etkin bir şekilde sonuçlanması açısından büyük önem taşır. Unutulmamalıdır ki, edinilmiş mallara katılma rejimi, sadece bir mal bölüşümü değil, aynı zamanda evlilik birliğindeki karşılıklı katkının ve emeğin toplumsal bir kabulüdür.

Boşanmanın diğer sonuçları

Mal rejiminin nafaka, tazminat ve boşanma hükmünden farkı için Boşanma, Nafaka ve Velayet Ana Rehberi incelenebilir.

WhatsApp