Hukuk Güncel Gelişmeler
Ceza Hukukunda Uzlaştırma Kurumunun Kişilere Karşı Suçlarda Genişletilmesi: Yeni Yaklaşımlar ve Uygulama Alanları
Bu makale, Türk ceza hukukunda uzlaştırma kurumunun kişilere karşı işlenen suçlardaki genişletilmiş kapsamını ve bunun adli sürece etkilerini derinlemesine incelemektedir. Okuyucu, uzlaştırmanın hangi suçlarda uygulanabileceği, taraflar için ne gibi avantajlar ve dezavantajlar sunduğu ve bu yolla adalete erişimin nasıl etkilendiği hakkında kritik bilgiler edinecektir. Makale, uzlaştırma usulünün işleyişi, etkinliği ve ceza adalet sistemine getirdiği yenilikler hakkında detaylı bir analiz sunarak
Ceza Hukukunda Uzlaştırma Kurumunun Kişilere Karşı Suçlarda Genişletilmesi: Yeni Yaklaşımlar ve Uygulama Alanları
Ceza adaleti sistemleri, tarihsel süreç içerisinde suç ve ceza arasındaki dengeyi bulmaya yönelik farklı yaklaşımlar sergilemiştir. Geleneksel olarak intikamcı adalet anlayışının hakim olduğu dönemlerden, günümüzde ıslah edici adalet ve özellikle onarıcı adalet ilkelerinin ön plana çıktığı bir dönüşüm yaşanmaktadır. Bu dönüşümün en somut çıktılarından biri de Türk hukuk sistemine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ile dahil olan uzlaştırma kurumudur. Uzlaştırma, yargı sisteminin üzerindeki yükü azaltmanın yanı sıra, mağdurun zararının giderilmesi ve failin topluma yeniden kazandırılması gibi önemli faydalar sunarak, adaletin yalnızca ceza vermekten ibaret olmadığını göstermektedir. Özellikle kişilere karşı suçlar kategorisinde, mağdurun yaşadığı travma ve faille arasındaki ilişkinin dinamikleri göz önüne alındığında, uzlaştırmanın potansiyeli çok daha büyüktür.
Güncel düzenlemelerle birlikte, Türk hukukunda uzlaştırma kurumu belirli suç tipleri için uygulanmakta olup, bu alandaki genişleme çabaları devam etmektedir. Ancak kişilere karşı işlenen suçların çeşitliliği ve bu suçların toplumsal barış ve bireysel güven üzerindeki doğrudan etkisi, uzlaştırma kurumunun bu alanda daha aktif ve geniş bir şekilde kullanılması gerektiği yönündeki tartışmaları beraberinde getirmektedir. Mağdurun mağduriyetinin giderilmesi, failin eyleminin sonuçlarıyla yüzleşmesi ve taraflar arasında diyalog kurulması, onarıcı adaletin temel hedefleridir ve uzlaştırma, bu hedeflere ulaşmada kritik bir araç olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda, uzlaştırma kurumunun sadece basit nitelikli suçlarla sınırlı kalmayıp, belirli koşullar altında daha ciddi kişilere karşı suçları da kapsayacak şekilde genişletilmesi, adaletin kalitesini artıracak ve toplumsal barışı güçlendirecektir.
Bu makalede ele alınan konular:
1. Uzlaştırma Kurumunun Tanımı ve Hukuki Niteliği. Uzlaştırma, bir suç nedeniyle mağdur ile şüpheli veya sanığın bağımsız ve tarafsız bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak, suçtan doğan zararın giderilmesi ve anlaşma sağlanması sürecidir.
2. Türk Ceza Hukukunda Uzlaştırmanın Mevcut Kapsamı. CMK Madde 253 ve devamında düzenlenen uzlaştırma, kural olarak şikayete bağlı suçlar ile kanunda açıkça öngörülen bazı şikayete bağlı olmayan suçlar için uygulanabilen bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir.
3. Kişilere Karşı Suçların Özelliği ve Uzlaştırmaya Uygunluğu. Kişilere karşı suçlar, bireylerin yaşam hakları, vücut bütünlükleri, onurları ve hürriyetleri gibi temel haklarını ihlal eden eylemler olup, bu suçlarda mağdurun doğrudan katılımı, zararının giderilmesi ve psikolojik onarımı uzlaştırmanın önemli hedeflerindendir.
4. Uzlaştırmanın Kişilere Karşı Suçlarda Genişletilmesinin Avantajları. Uzlaştırmanın genişletilmesi, onarıcı adalet ilkesini güçlendirerek, mağdurun katılımını artırır, failin sorumluluk almasını sağlar, yargının iş yükünü hafifletir ve toplumsal barışa katkıda bulunur.
5. Genişletme Durumunda Karşılaşılabilecek Zorluklar ve Çözüm Önerileri. Uzlaştırmanın uygulama alanının genişletilmesi, mağdurun korunması, güç dengesizliği, uzlaştırmacı yetkinliği ve kamu düzeni endişeleri gibi zorlukları beraberinde getirebilir, bu da titiz yasal düzenlemeler ve eğitimli uzlaştırmacılarla aşılabilir.
6. Yargıtay Kararlarının Uzlaştırma Kurumuna Yaklaşımı. Yargıtay, uzlaştırma kurumunun amacına uygun ve kanuni sınırlar içinde uygulanmasını gözetmekte, usul eksiklikleri ve anlaşmanın geçerliliği konularında önemli içtihatlar oluşturmaktadır.
7. Karşılaştırmalı Hukukta Kişilere Karşı Suçlarda Uzlaştırma Uygulamaları. Birçok gelişmiş hukuk sisteminde, belirli koşullar altında daha ciddi kişilere karşı suçlar için mağdur-fail arabuluculuğu veya uzlaştırma yöntemleri uygulanmaktadır.
I. Uzlaştırma Kurumunun Temel Esasları ve Türk Hukukundaki Yeri
Uzlaştırma, Türk ceza yargılaması hukukunda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)'nun 253. maddesi ve devamında düzenlenen, bir suç nedeniyle mağdur veya suçtan zarar gören ile şüpheli veya sanığın, bağımsız ve tarafsız bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak, suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda anlaşmalarını sağlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Bu kurum, onarıcı adalet anlayışının bir ürünü olup, klasik cezalandırıcı adalet modelinin eksikliklerini gidermeyi hedefler. Amacı, sadece suçun cezasını vermek değil, aynı zamanda mağdurun zararını onarmak, failin suçtan kaynaklanan sorumluluğunu üstlenmesini sağlamak ve topluma yeniden kazandırılmasına yardımcı olmaktır.
Uzlaştırma kurumunun temel esasları, gönüllülük, gizlilik, tarafsızlık ve serbestlik ilkelerine dayanır. Tarafların özgür iradeleriyle sürece katılması ve varılan anlaşmanın kendi hür iradeleriyle imzalanması esastır. Uzlaştırma süreci, soruşturma evresinde savcılık tarafından, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından uzlaştırmacıya tevdi edilir. Uzlaştırma sonucunda tarafların anlaşması halinde, dosya hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir veya kamu davası düşer. Bu durum, hem yargı sisteminin iş yükünü hafifletmekte hem de taraflar için daha hızlı ve tatmin edici bir çözüm sunmaktadır.
II. Kişilere Karşı Suçlar Kategorisi ve Uzlaştırmaya Uygunluğu
Türk Ceza Kanunu (TCK), suçları farklı bölümlerde düzenleyerek korunan hukuki değeri esas almıştır. Kişilere karşı suçlar, genellikle TCK'nın İkinci Kitap, İkinci Kısım'ında "Kişilere Karşı Suçlar" başlığı altında toplanmıştır. Bu kategoriye giren suçlar arasında yaşam hakkına yönelik suçlar (TCK Madde 81 vd.), vücut dokunulmazlığına karşı suçlar (TCK Madde 86 vd.), işkence ve eziyet suçları (TCK Madde 94 vd.), cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar (TCK Madde 102 vd.), hürriyete karşı suçlar (TCK Madde 109 vd.), şerefe karşı suçlar (TCK Madde 125 vd.) ve özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (TCK Madde 132 vd.) bulunmaktadır.
Bu suçların ortak özelliği, doğrudan bir bireyin temel hak ve özgürlüklerine yönelik olmasıdır. Bu tür suçlarda, mağdurun yaşadığı fiziksel, psikolojik ve maddi zararların giderilmesi, failin eyleminin sonuçlarıyla yüzleşmesi ve taraflar arasında bozulan toplumsal barışın yeniden tesis edilmesi büyük önem taşır. Bu bağlamda, kişilere karşı suçlar, uzlaştırma kurumunun onarıcı adalet ilkesiyle en çok örtüştüğü alanlardan biridir. Zira bu suçlarda genellikle mağdur ve fail arasında bir ilişki mevcut olup, bu ilişkinin onarımı veya en azından çatışmanın çözüme kavuşturulması, ceza vermekten çok daha ötesine geçebilir. Özellikle şikayete bağlı olan veya daha hafif nitelikteki kasten yaralama (TCK Madde 86/1), tehdit (TCK Madde 106/1), hakaret (TCK Madde 125/1) gibi suçlar, halihazırda uzlaştırma kapsamındadır ve uygulamada önemli bir yer tutmaktadır.
III. Mevcut Düzenlemeler Kapsamında Kişilere Karşı Suçlarda Uzlaştırma
Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Madde 253, uzlaştırma kurumunun kapsamını açıkça belirlemiştir. Bu maddeye göre, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçlar ile şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın katalog halinde sayılan bazı suçlar uzlaştırma kapsamındadır. Kişilere karşı suçlar kategorisinde yer alan ve uzlaştırmaya tabi olan bazı önemli suç tipleri şunlardır:
• TCK Madde 86/1 (Kasten yaralama): Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikteki yaralamalar.
• TCK Madde 89 (Taksirle yaralama): Şikayete bağlı olan tüm halleri.
• TCK Madde 106/1 (Tehdit): Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit hariç, tehdit suçu.
• TCK Madde 123 (Kişilerin huzur ve sükununu bozma).
• TCK Madde 125 (Hakaret).
• TCK Madde 130 (Haberleşmenin gizliliğini ihlal).
• TCK Madde 132 (Özel hayatın gizliliğini ihlal) (Basın ve yayın yoluyla işlenmesi hali hariç).
• TCK Madde 133 (Kişisel verilerin kaydedilmesi) (Basın ve yayın yoluyla işlenmesi hali hariç).
• TCK Madde 134 (Özel hayatın gizliliğini ihlal) (Basın ve yayın yoluyla işlenmesi hali hariç).
Bu düzenlemeler çerçevesinde, uzlaştırma, özellikle mağdurun aktif katılımıyla zararın giderilmesini ve çatışmanın çözümünü hedefleyen bir yapıya sahiptir. Uzlaştırma süreci, failin eyleminin sonuçları üzerinde düşünmesini ve sorumluluk üstlenmesini sağlarken, mağdura da adalete doğrudan katılım imkanı sunar. Anlaşma sağlanması durumunda, fail hakkında kamu davası açılmaz veya açılmış dava düşer ve bu durum, failin sabıka kaydına işlenmemesi gibi önemli sonuçlar doğurabilir.
IV. Kişilere Karşı Suçlarda Uzlaştırmanın Genişletilmesi Gerekliliği ve Potansiyel Alanlar
Mevcut uzlaştırma kapsamı, onarıcı adalet hedeflerine ulaşmada önemli bir adım olmakla birlikte, özellikle kişilere karşı suçlar alanında daha geniş bir uygulama potansiyeli taşımaktadır. Daha ağır nitelikli bazı suçlarda bile, belirli koşullar altında uzlaştırma uygulaması, hem mağdur hem de toplum için daha faydalı sonuçlar doğurabilir.
Uzlaştırmanın genişletilmesi gerekliliği şu argümanlara dayanmaktadır:
1. Mağdur Odaklı Adalet: Mağdurun sadece bir tanık olarak değil, sürecin aktif bir öznesi olarak yer alması, zararının giderilmesi ve psikolojik olarak iyileşmesi için uzlaştırma vazgeçilmezdir. Daha fazla suçta uzlaştırma imkanı sunmak, mağdura bu seçeneği sunar.
2. Failin Islahı ve Topluma Kazandırılması: Failin, cezaevinde pasif bir biçimde cezasını çekmesi yerine, mağdurla yüzleşerek eyleminin sonuçlarını anlaması ve zararı gidermeye çalışması, daha etkili bir ıslah süreci sağlayabilir.
3. Yargının Yükünün Azaltılması: Daha fazla suçun uzlaştırma kapsamına alınması, yargı mercilerindeki dosya yoğunluğunu azaltarak adaletin daha hızlı tecelli etmesine olanak tanır.
4. Toplumsal Barışın Tesis Edilmesi: Suçun toplumsal dokuda yarattığı tahribatın, yargılama ve ceza yerine uzlaştırma yoluyla onarılması, daha sürdürülebilir bir toplumsal barışa katkıda bulunur.
Potansiyel Genişleme Alanları:
• Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (TCK Madde 87): Özellikle belirli uzuv kayıplarına yol açmayan, ancak basit yaralamadan daha ciddi nitelikteki hallerde, tarafların rızası, failin pişmanlığı ve mağdurun zararının tam olarak giderilmesi koşullarıyla uzlaştırma düşünülebilir. Örneğin, kemik kırığına neden olan ancak hayati tehlike veya kalıcı sakatlık bırakmayan yaralamalarda.
• Basit cinsel saldırı (TCK Madde 102/1): Cinsel tacizden farklı olarak, daha ağır bir eylem olmakla birlikte, mağdurun rızası ve uygun psikolojik destekle, özel durumlar ve titiz bir değerlendirme ile uzlaştırma imkanı araştırılabilir. Ancak bu konuda çok daha dikkatli olunmalı ve mağdurun korunması azami düzeyde sağlanmalıdır.
• Hürriyeti tahdit (TCK Madde 109): Özellikle kısa süreli ve cebir veya tehdit unsuru içermeyen hürriyeti tahdit hallerinde, taraflar arasında bir anlaşma sağlanması, mağdurun yaşadığı mağduriyeti gidermesi açısından faydalı olabilir.
• Konut dokunulmazlığının ihlali (TCK Madde 116): Şikayete bağlı olan bu suçta, genellikle taraflar arasında önceden bir ilişki bulunabilmektedir. Uzlaştırma, bu tür durumlarda komşuluk veya diğer ilişkilerin onarılmasına yardımcı olabilir.
Bu genişletme, sadece yasal düzenleme ile değil, aynı zamanda uzlaştırmacıların daha kapsamlı eğitim alması, güç dengesizliklerinin tespiti ve giderilmesi için özel mekanizmaların geliştirilmesi ile de desteklenmelidir.
V. Genişletme Halinde Ortaya Çıkabilecek Zorluklar ve Çözüm Önerileri
Kişilere karşı suçlar alanında uzlaştırmanın genişletilmesi, beraberinde önemli zorluklar ve riskler de getirecektir:
1. Mağdurun Korunması ve Güç Dengesizliği: Daha ciddi suçlarda mağdur, fail karşısında psikolojik olarak zayıf durumda olabilir. Uzlaştırma sürecinde mağdurun baskı altında kalmaması, manipüle edilmemesi ve kararını özgür iradesiyle vermesi hayati öneme sahiptir.
• Çözüm Önerisi: Mağdur lehine ek güvenceler getirilmesi (mağdurun hukuki yardım alma hakkı, süreçten çekilme hakkı), uzlaştırmacıların mağdurun hassasiyetini ve mağduriyetini anlama konusunda özel eğitimler alması, gerekli durumlarda psikolog veya sosyal hizmet uzmanı eşliğinde görüşmeler yapılması.
2. Kamu Düzenine Aykırılık ve Adalet Algısı: Toplumun belirli suçlara karşı duyduğu infial ve cezasızlık algısının önüne geçilmesi gerekmektedir. Bazı suçlarda uzlaştırma, kamuoyu tarafından cezasızlık olarak algılanabilir.
• Çözüm Önerisi: Uzlaştırmanın bir cezasızlık aracı olmadığı, aksine failin sorumluluk üstlendiği ve mağdurun zararının giderildiği bir onarıcı adalet mekanizması olduğu konusunda kamuoyunun aydınlatılması. Ağır nitelikli suçlarda uzlaştırma için çok sıkı koşullar (örneğin, failin tam pişmanlığı, zararın eksiksiz giderilmesi, mağdurun özel rızası) getirilmesi.
3. Uzlaştırmacıların Yetkinliği: Daha ciddi ve karmaşık suçlarda uzlaştırma yapmak, uzlaştırmacılardan daha derin hukuki bilgi, psikolojik danışmanlık becerisi ve empati yeteneği gerektirecektir.
• Çözüm Önerisi: Uzlaştırmacı eğitim programlarının genişletilmesi ve özelleştirilmesi. Kişilere karşı suçlarda uzlaştırma yapacak uzlaştırmacılar için ek uzmanlık eğitimleri zorunlu hale getirilmesi.
4. Anlaşmanın İcra Edilebilirliği ve Sürekliliği: Anlaşmanın uygulanmaması veya taraflar arasında yeni çatışmaların ortaya çıkması riski bulunmaktadır.
• Çözüm Önerisi: Anlaşmanın koşullarının net ve uygulanabilir olması. Anlaşmanın icrasını denetleyen bir mekanizma oluşturulması ve anlaşmaya uyulmaması halinde yaptırımlar öngörülmesi. CMK Madde 254'te belirtildiği gibi, anlaşmanın hükümlerine uyulmaması halinde soruşturma veya kovuşturmanın devam edeceğinin taraflara açıkça bildirilmesi ve bu mekanizmanın etkin işletilmesi.
VI. Yargıtay Kararları Işığında Uzlaştırma ve Kişilere Karşı Suçlar
Yargıtay, uzlaştırma kurumunun Türk ceza adalet sistemindeki yerini ve uygulama esaslarını belirlemede kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili ceza daireleri, uzlaştırma kapsamına giren suçlar, usul eksiklikleri, anlaşmanın geçerliliği ve sonuçları hakkında önemli içtihatlar geliştirmiştir.
Yargıtay kararları, uzlaştırmanın gönüllülük esasına dayandığını, mağdurun iradesinin önemini ve uzlaştırmacı raporunun usulüne uygun düzenlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Örneğin, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/633 E., 2020/228 K. sayılı kararı gibi emsal kararlarda, uzlaştırma teklifinin usulüne uygun yapılması ve taraflara yasal haklarının açıkça anlatılması gerektiği belirtilmiştir. Teklifin yenilenmesi, tarafların hak ve yetkilerinin açıklanması, yasal sürelerin denetlenmesi gibi konularda Yargıtay titiz bir denetim yapmaktadır.
Kişilere karşı suçlarda, özellikle kasten yaralama (TCK Madde 86) ve tehdit (TCK Madde 106) gibi suçlarda uzlaştırma uygulamaları sıkça Yargıtay incelemesine konu olmuştur. Yargıtay, bu suçlarda uzlaştırmanın uygulanabilmesi için suçun şikayete bağlı niteliği ve kanunda öngörülen diğer şartların eksiksiz yerine getirilip getirilmediğini araştırmaktadır. Örneğin, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/12474 E., 2018/438 K. sayılı kararı, uzlaştırma kapsamında olan bir suçta, uzlaştırma girişiminde bulunulmadan hüküm kurulmasının bozma nedeni olduğunu belirtmiştir. Bu durum, uzlaştırmanın bir dava şartı niteliği taşıdığını göstermektedir. Ayrıca, Yargıtay, uzlaştırma teklifinin hangi aşamada ve hangi mercilerce yapılacağına dair usuli kurallara sıkı sıkıya bağlı kalınmasını istemektedir.
VII. Karşılaştırmalı Hukukta Yaklaşımlar
Birçok gelişmiş hukuk sisteminde, uzlaştırma veya mağdur-fail arabuluculuğu (victim-offender mediation) kurumları, kişilere karşı suçlar da dahil olmak üzere geniş bir yelpazede uygulanmaktadır.
• Almanya: Alman hukukunda, mağdur-fail uzlaştırması (Täter-Opfer-Ausgleich - TOA), ceza muhakemesinin her aşamasında (soruşturma, kovuşturma, infaz) uygulanabilen ve oldukça yaygın kullanılan bir yöntemdir. Hatta ciddi suçlarda bile (örneğin, nitelikli kasten yaralama, yağma gibi) belli koşullarla TOA'ya başvurulabilir. Başarı durumunda, ceza indirimi, davanın düşmesi veya şartlı tahliye gibi olumlu hukuki sonuçlar doğurabilir.
• Amerika Birleşik Devletleri: ABD'de eyalet bazında farklılık göstermekle birlikte, mağdur-fail arabuluculuğu programları yaygındır. Bu programlar, özellikle gençler tarafından işlenen suçlarda, hırsızlık, kasten yaralama gibi suçlarda sıklıkla kullanılmaktadır. Mağdurun ve failin rızasıyla gerçekleşen arabuluculuk, restoratif adalet prensiplerini uygulamada önemli bir araçtır.
• Kanada: Kanada'da da restoratif adalet uygulamaları ve mağdur-fail uzlaştırması, ceza adaleti sisteminin önemli bir parçasıdır. Özellikle yerli halkın adalet sistemindeki rolünü artırmak amacıyla uzlaştırma programlarına ağırlık verilmektedir.
Bu örnekler, kişilere karşı suçlarda uzlaştırmanın sadece basit nitelikli suçlarla sınırlı kalmayıp, belirli şartlar ve güvenceler altında daha ciddi suçlarda da başarıyla uygulanabileceğini göstermektedir. Türk hukuk sisteminin de bu uluslararası deneyimlerden faydalanarak uzlaştırma kapsamını genişletmesi, adaletin evrensel ilkeleriyle uyumu artıracaktır.
VIII. Sonuç
Türk ceza hukukunda uzlaştırma kurumu, onarıcı adalet anlayışının önemli bir tezahürü olarak, hem yargı sisteminin etkinliğini artırmakta hem de mağdur ile fail arasında anlamlı bir diyalog ve çözüm zemini sunmaktadır. Mevcut haliyle, özellikle kişilere karşı işlenen ve şikayete bağlı olan veya kanunda açıkça sayılan suçlarda başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Ancak, bu makalede detaylıca incelendiği üzere, kişilere karşı suçlar kategorisinde uzlaştırmanın uygulama alanının genişletilmesi, adaletin kalitesini artırma ve toplumsal barışı güçlendirme potansiyeli taşımaktadır.
Uzlaştırmanın genişletilmesi, mağdurun zararının daha etkin bir şekilde giderilmesini, failin sorumluluk üstlenerek topluma yeniden kazandırılmasını ve yargı mercilerinin iş yükünün hafifletilmesini sağlayacaktır. Ancak bu genişleme, beraberinde mağdurun korunması, güç dengesizliklerinin giderilmesi, kamu düzeni endişeleri ve uzlaştırmacıların yetkinliği gibi önemli zorlukları da getirecektir. Bu zorlukların üstesinden gelebilmek için yasal düzenlemelerin titizlikle yapılması, uzlaştırmacı eğitimlerinin kapsamının genişletilmesi, mağdur lehine ek güvencelerin getirilmesi ve sürecin profesyonelce yürütülmesi elzemdir.
Yargıtay içtihatları, uzlaştırma kurumunun usuli kurallarına ve temel ilkelerine uygunluğunu sürekli olarak denetlemekte ve bu kurumun sağlıklı işlemesine katkıda bulunmaktadır. Karşılaştırmalı hukuk örnekleri de, belirli koşullar altında daha ciddi kişilere karşı suçlarda bile uzlaştırmanın başarılı bir şekilde uygulanabileceğini göstermektedir.
Sonuç olarak, Türk Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılacak gerekli yasal değişiklikler ve beraberindeki altyapı iyileştirmeleriyle, uzlaştırma kurumunun kişilere karşı suçlardaki uygulama alanının genişletilmesi, onarıcı adalet ilkesinin daha etkin bir şekilde hayata geçirilmesine ve adaletin sadece cezalandırmaktan ibaret olmadığı, aynı zamanda onarmak ve uzlaştırmak anlamına geldiği bilincinin yaygınlaşmasına önemli katkılar sağlayacaktır. Bu sayede, hem mağdurların mağduriyeti giderilecek hem de faillerin topluma yeniden entegrasyonu desteklenerek daha barışçıl bir toplum inşa edilecektir.