0505 301 0814Büyükesat, Çankaya / AnkaraCeza Hukuku · İnfaz Hukuku · Boşanma & İcra Hukuku

Ceza Muhakemesi Hukuku

Suça sürüklenen çocuklarda ceza muhakemesi

Bu makale, suça sürüklenen çocuklara yönelik ceza muhakemesi süreçlerini Türk hukuku perspektifinden detaylı bir şekilde incelemektedir. Çocuk Koruma Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili hükümleri ışığında, çocukların yaş gruplarına göre farklılaşan soruşturma, kovuşturma ve infaz aşamalarındaki özel usul kuralları ele alınmaktadır. Makalede, çocukların yüksek yararının gözetildiği bu süreçlerdeki koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocuk mahkemelerinin rolü ve adli kontrol ile denetimli

Merhaba sevgili okuyucular,

Bugün sizinle Türk hukuku'nun en hassas alanlarından birini, yani suça sürüklenen çocuklarda ceza muhakemesi sürecini konuşacağız. Belki bir ebeveyn olarak çocuğunuzun böyle bir durumla karşılaştığından endişe ediyorsunuz, belki bir eğitimci ya da sadece konuya ilgi duyan bir vatandaşsınız. Her ne olursa olsun, aklınızdaki "Peki şimdi ne olacak? Çocuğumu neler bekliyor? Hakları nelerdir? Nasıl korunacak?" gibi soruların cevaplarını bulmak için doğru yerdesiniz.

Unutmayın ki çocuklar, yetişkinlerden farklıdır ve kanun koyucu da bu gerçeği göz ardı etmemiştir. Suça sürüklenen çocuklara yönelik yargılama süreci, onların korunmasını, yeniden topluma kazandırılmasını ve gelişimlerinin olumsuz etkilenmemesini ön planda tutan özel düzenlemeler içerir. Bu makalede, bu özel düzenlemelerin ne anlama geldiğini, çocuğunuzun veya çevrenizdeki bir çocuğun başına böyle bir durum geldiğinde hangi adımların atılacağını, hangi haklara sahip olunduğunu ve sürecin nasıl işlediğini samimi, anlaşılır ve kapsamlı bir dille ele alacağız. Gelin, birlikte bu karmaşık gibi görünen konuyu adım adım aydınlatalım.

İçindekiler

1. "Suça Sürüklenen Çocuk" Kimdir? Neden Özel Bir Durum Vardır?

2. Çocuk Mahkemeleri ve Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri: Farkları Nelerdir?

3. Suça Sürüklenen Çocuklarda Yakalama, Gözaltı ve Tutuklama Şartları Nelerdir?

4. Çocuklara Özgü Koruma ve Destek Tedbirleri Nelerdir?

5. Çocukların İfade ve Sorgu Süreçleri Nasıl Gerçekleşir?

6. Çocuk Yargılamasında Uyuşmazlık Çözümü ve Alternatif Yöntemler

7. Suça Sürüklenen Çocuklar Hakkında Hangi Cezalar ve Güvenlik Tedbirleri Uygulanır?

8. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Erteleme Çocuklar İçin Nasıl Uygulanır?

9. Çocuk Yargılamasında Adli Yardım ve Vekillik Hizmetleri

1. "Suça Sürüklenen Çocuk" Kimdir? Neden Özel Bir Durum Vardır?

"Suça sürüklenen çocuk" ifadesi, hukuk sistemimizde 18 yaşını doldurmamış ancak kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan kişileri tanımlamak için kullanılır. Bu çocuklar, yetişkinlerden farklı olarak Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK) ve Türk Ceza Kanunu (TCK)'ndaki özel düzenlemelere tabidirler.

Peki neden özel bir durumları vardır? Çünkü çocuklar, henüz kişisel gelişimlerini tamamlamamış, olayları anlama, değerlendirme ve sonuçlarını öngörme yetenekleri tam gelişmemiş bireylerdir. Onların bu hassas durumları, suça yönelme nedenlerinin araştırılmasını, ceza sorumluluğunun yaşa göre kademeli olarak belirlenmesini ve yargılama sürecinin onların ruhsal ve fiziksel gelişimlerini olumsuz etkilemeyecek şekilde yürütülmesini zorunlu kılar. Yargıtay da kararlarında, çocukların üstün yararının her zaman gözetilmesi gerektiğini vurgular. Örneğin, bir çocuk çaldığı bir eşyanın hukuki ve toplumsal sonuçlarını bir yetişkin kadar kavrayamayabilir; bu nedenle onlara farklı yaklaşılması esastır.

Çocuğun Yaşına Göre Hukuki Sorumluluğu Nasıl Değişir?

Çocuğun işlediği iddia edilen fiil anındaki yaşı, hukuki sorumluluğu ve uygulanacak hükümleri doğrudan etkiler:

0-12 yaş arasındaki çocuklar: Bu çocuklar, ÇKK md. 5 uyarınca hiçbir şekilde ceza sorumluluğuna sahip değildir. İşledikleri fiiller "suç" olarak kabul edilmez, dolayısıyla haklarında ceza davası açılamaz. Ancak, bu çocukların korunmaya ve rehabilitasyona ihtiyacı varsa, haklarında koruyucu ve destekleyici tedbirler uygulanabilir. Örneğin, kötü bir aile ortamında bulunan ve küçük hırsızlıklar yapan 10 yaşındaki bir çocuk hakkında ceza davası yerine, Sosyal Hizmetler Kurumu aracılığıyla ailesine eğitim veya çocuğa danışmanlık tedbiri uygulanabilir.

12-15 yaş arasındaki çocuklar: Bu yaş grubundaki çocuklar, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine sahip olup olmadıkları veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığına bakılarak değerlendirilir. Eğer yargıç veya savcı, çocuğun bu yeteneğe sahip olmadığını tespit ederse, ceza verilmez. Ancak eğer yeteneğe sahip olduğu kabul edilirse, TCK md. 31/2 uyarınca cezalarında yarı oranında indirim yapılır. Örneğin, 14 yaşındaki bir çocuk arkadaşlarıyla kavgaya karışmışsa, yargıç çocuğun olgunluk seviyesini, eğitim durumunu göz önünde bulundurarak karar verir.

15-18 yaş arasındaki çocuklar: Bu yaş grubundaki çocuklar, kural olarak işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahiptirler. Ancak, TCK md. 31/3 uyarınca haklarında verilecek cezalarda üçte bir oranında indirim uygulanır. Örneğin, 16 yaşındaki bir genç bir kavgada yaralama suçunu işlerse, yetişkinlere uygulanan ceza üzerinden indirimli bir ceza alır.

Bu yaş ayrımı ve ceza indirimleri, çocukların adalet sistemi içinde özel bir statüye sahip olmasının temelini oluşturur.

2. Çocuk Mahkemeleri ve Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri: Farkları Nelerdir?

Suça sürüklenen çocukların yargılamaları, özel ihtisas mahkemeleri olan Çocuk Mahkemeleri ve Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından yapılır. Bu mahkemeler, çocukların hassas durumlarına uygun olarak özel bir yargılama ortamı ve usulü sağlamak amacıyla kurulmuştur.

Çocuk Mahkemeleri: Genel olarak, çocuklar hakkında açılan tüm ceza davalarına bakmakla görevlidir. Tek hakimle görev yapan bu mahkemeler, daha hafif suçlardan (örneğin hırsızlık, yaralama gibi) kaynaklanan davaları ele alır. Çocuk Koruma Kanunu md. 25 bu mahkemelerin kuruluşunu ve görevini düzenler.

Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri: Ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve üst sınırı 10 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ile diğer bazı ağır suçlara ilişkin davalar için kurulmuştur. Bu mahkemeler bir başkan ve iki üyeden oluşan heyet halinde çalışır. Tıpkı yetişkinlerin yargılandığı ağır ceza mahkemeleri gibi, daha ciddi suçlara bakarlar, ancak yine de çocuklara özgü usul kurallarına riayet ederler. Örneğin, 17 yaşındaki bir gencin cinayet suçlamasıyla yargılanması durumunda, dava Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecektir.

Bu özel mahkemelerde, yargılamanın kapalı yapılması, çocukların dinlenmesi sırasında pedagog veya psikolog bulundurulması gibi çocukların üstün yararını koruyucu pek çok özel usul kuralı uygulanır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2017/14605 E., 2017/23555 K. sayılı kararı gibi pek çok kararda, çocuk mahkemelerinin görev alanına giren davaların, genel mahkemelerde görülmesinin usule aykırı olduğu ve bozma nedeni sayıldığı belirtilmiştir.

3. Suça Sürüklenen Çocuklarda Yakalama, Gözaltı ve Tutuklama Şartları Nelerdir?

Çocukların özgürlüğünden mahrum bırakılması, en son başvurulacak tedbirlerden biridir. Bu nedenle yakalama, gözaltı ve tutuklama gibi koruma tedbirleri, yetişkinlere göre çok daha sıkı şartlara bağlanmıştır.

Yakalama ve Gözaltı

Yakalama: Çocuklar hakkında yakalama, ancak suçüstü hali veya üst sınırı 3 yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun söz konusu olduğu durumlarda mümkündür. Ayrıca, çocuk derhal adliyeye sevk edilemiyorsa veya kimlik tespiti gibi zorunlu işlemler için geçici olarak kolluk biriminde tutulabilir.

Gözaltı: CMK md. 91/1 ve ÇKK md. 20 uyarınca, çocuğun gözaltına alınması için üst sınırı 8 yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suç isnadı bulunmalı ve bu durumun zorunlu olması şarttır. Gözaltı süresi, yetişkinlerde olduğu gibi 24 saatten fazla olamaz ve bu süre, toplu suçlarda da 4 güne kadar uzatılabilir. Ancak her durumda, çocuğun gözaltına alındığı bilgisi derhal yasal temsilcisine (anne, baba, vasi) bildirilir. Gözaltı süresince çocuğun bir avukattan yardım alması zorunludur.

Tutuklama

Tutuklama, çocuğun özgürlüğünü kısıtlayan en ağır koruma tedbiridir ve en son çare olarak görülür. ÇKK md. 21 ve CMK md. 100 hükümleri çocukların tutuklanma şartlarını düzenler:

Tutuklama Nedenleri:

Sanığın kaçma şüphesi

Delilleri karartma şüphesi

Mağdur, tanık veya başkaları üzerinde baskı yapma şüphesi

Kuvvetli suç şüphesi

Yaş Sınırları ve Ceza Miktarı:

12 yaşından küçük çocuklar: Hiçbir surette tutuklanamazlar.

12-15 yaş arasındaki çocuklar: Ancak üst sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ve tutuklama nedenlerinin varlığı halinde tutuklanabilirler.

15-18 yaş arasındaki çocuklar: Ancak üst sınırı 3 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ve tutuklama nedenlerinin varlığı halinde tutuklanabilirler.

Alternatif Tedbirler Önceliği: Tutuklama yerine adli kontrol tedbirlerinin (örneğin, belirli yerlere gitmeme, imza atma yükümlülüğü gibi) uygulanması her zaman önceliklidir. Örneğin, 14 yaşındaki bir çocuk hırsızlık suçundan yargılanıyorsa, kaçma şüphesi bulunsa bile, adli kontrol tedbiri ile serbest bırakılması tutuklamaya tercih edilir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2018/10705 E., 2018/8876 K. gibi kararları, çocukların tutuklanmasında, yaşa bağlı sınırlamalara ve tutuklamanın bir istisna olmasına özel önem atfeder.

4. Çocuklara Özgü Koruma ve Destek Tedbirleri Nelerdir?

Çocuk Koruma Kanunu'nun en önemli yeniliklerinden biri, suça sürüklenen çocukların ceza almaktan ziyade, onların korunması ve topluma yeniden kazandırılması amacıyla çeşitli koruyucu ve destekleyici tedbirler öngörmesidir. Bu tedbirler, çocuğun gelişimini olumsuz etkileyen faktörleri ortadan kaldırmayı ve sağlıklı bir geleceğe sahip olmalarını amaçlar. ÇKK md. 5 bu tedbirleri ayrıntılı olarak düzenler.

Danışmanlık Tedbiri: Çocuğun veya ailesinin sorunlarına yönelik psikolojik veya sosyal destek sağlamayı amaçlar. Örneğin, okulda sorun yaşayan veya küçük çaplı suçlara karışan bir çocuğa rehberlik ve danışmanlık hizmeti sunulabilir.

Eğitim Tedbiri: Çocuğun okula devamını sağlamak, eğitim hayatını desteklemek veya mesleki eğitim almasına yardımcı olmak için uygulanır. Okul terk riski olan bir çocuğun yeniden eğitim hayatına kazandırılması hedeflenir.

Bakım Tedbiri: Çocuğun yaşam ortamının iyileştirilmesi veya yeterli bakımı alamadığı durumlarda uygun bir aile veya kuruma yerleştirilmesini sağlar. Ailesi tarafından ihmal edilen bir çocuğun, koruyucu aileye veya çocuk yuvasına yerleştirilmesi bu kapsamdadır.

Sağlık Tedbiri: Çocuğun fiziksel veya ruhsal sağlığının korunması ve tedavi edilmesi için gerekli sağlık hizmetlerinin sağlanmasını kapsar. Bağımlılık sorunları olan veya psikolojik desteğe ihtiyacı olan bir çocuğa tedavi imkanı sunulur.

Barınma Tedbiri: Acil durumlarda çocuğun güvenli bir yerde barınmasını sağlamak amacıyla uygulanır. Evden kaçan veya şiddet mağduru olan çocuklar için geçici barınma imkanı sağlanır.

Bu tedbirler, sadece mahkeme kararıyla değil, ilgili idari makamlar tarafından da (örneğin Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu) uygulanabilir. Tedbirlerin amacı, çocuğun suç işlemeye iten nedenleri ortadan kaldırarak, onu topluma faydalı bir birey haline getirmektir.

5. Çocukların İfade ve Sorgu Süreçleri Nasıl Gerçekleşir?

Çocukların ifade ve sorgu süreçleri, yetişkinlerden çok daha farklı ve koruyucu bir yaklaşımla yürütülür. Amaç, çocuğun travmatize olmasını engellemek, doğru beyanda bulunmasını sağlamak ve hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin kullanılmasının önüne geçmektir. ÇKK md. 19 ve CMK md. 150/2 bu konuda özel düzenlemeler getirir.

Avukat Zorunluluğu: Suça sürüklenen çocuğun ifade ve sorgusu sırasında müdafi (avukat) bulunması zorunludur. Çocuğun kendi avukatı yoksa, baro tarafından zorunlu müdafi görevlendirilir. Bu hak, sorgunun en başından itibaren geçerlidir.

Pedagog/Psikolog Bulundurma: Çocuğun ifade veya sorgusu sırasında, çocuğun beyanlarının doğru bir şekilde alınmasını sağlamak ve ruhsal bütünlüğünü korumak amacıyla pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacı gibi uzmanların hazır bulunması gerekir. Bu uzmanlar, çocuğun yaş ve gelişim düzeyine uygun bir iletişim kurulmasına yardımcı olur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2011/5-199 E., 2012/100 K. sayılı kararı gibi pek çok karar, uzman bulundurma zorunluluğunu ve bunun ihlalinin delil yasaklarına yol açabileceğini belirtir.

Kapalı Ortam ve Özel Yaklaşım: İfade ve sorgular, çocukların kendilerini güvende hissedecekleri, sakin ve uygun ortamlarda yapılmalıdır. Kolluk birimlerinde dahi çocuklara özel odalar tahsis edilir. Sorguyu yapanlar, çocuklara karşı nazik, anlayışlı ve açıklayıcı bir dil kullanmalıdır.

Yasal Temsilcinin Katılımı: Çocuğun yasal temsilcileri (anne, baba veya vasi), ifade ve sorgu sırasında hazır bulunma hakkına sahiptir. Ancak, temsilcinin çocuğun yararına aykırı hareket ettiğine dair şüphe varsa, bu hak kısıtlanabilir.

Gerçek Hayat Örneği: Diyelim ki 13 yaşındaki bir çocuk, bir mağazadan küçük bir eşya çalmakla suçlanıyor. Karakolda ifadesi alınırken, mutlaka bir avukat ve bir sosyal hizmet uzmanı hazır bulunur. Polis memurları, çocuğa suçlamaları ve haklarını sade bir dille anlatır, tehdit veya baskı olmaksızın beyanını alırlar. Eğer bu kurallara uyulmazsa, çocuğun ifadesi hukuken geçerli sayılmaz ve mahkemede delil olarak kullanılamaz.

6. Çocuk Yargılamasında Uyuşmazlık Çözümü ve Alternatif Yöntemler

Çocukların ceza adaleti sistemi içinde yer almalarının mümkün olduğunca önüne geçilmesi ve onların topluma yeniden entegrasyonu için alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri öncelikli olarak tercih edilir. Bu yöntemler, yargılama sürecinin olumsuz etkilerini en aza indirmeyi ve mağdur ile çocuk arasındaki barışı sağlamayı amaçlar.

Uzlaştırma (CMK md. 253): Belirli suç tipleri için (örneğin hırsızlık, basit yaralama gibi), suçtan zarar gören ile suça sürüklenen çocuğun, tarafsız bir uzlaştırmacı eşliğinde bir araya gelerek anlaşma yoluna gitmeleridir. Eğer taraflar anlaşırsa, kamu davası açılmaz veya açılmış dava düşer. Uzlaştırma, özellikle ilk defa suç işleyen ve mağdura verdiği zararı telafi etme imkanı olan çocuklar için ideal bir yöntemdir. Örneğin, 15 yaşındaki bir çocuk komşusunun bahçesinden meyve çaldıysa, uzlaştırmacı aracılığıyla komşusundan özür dilemesi ve belki de bahçesine yeni fideler ekerek zararını gidermesi teklif edilebilir.

Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi (CMK md. 171): Bazı durumlarda, Cumhuriyet savcısı, çocuğun durumunu, suçun niteliğini ve kamu yararını gözeterek kamu davası açılmasını belli bir süre erteleyebilir. Bu süre zarfında çocuk, belirlenen yükümlülüklere uyarsa (örneğin eğitimine devam etme, belirli bir kursa katılma), dava açılmaz. Bu uygulama, özellikle daha az ciddi suçlar için ve çocuğun ıslahı amacıyla kullanılır.

Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı (Takipsizlik): Yeterli delil bulunamadığında veya kamu davası açılmasının faydasız olduğu durumlarda savcılık tarafından verilir.

Denetimli Serbestlik Tedbirleri (5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu): Özellikle yaşça küçük olan veya ilk kez suç işleyen çocuklarda, ceza vermek yerine denetimli serbestlik altında sosyal, psikolojik ve eğitimsel destek programlarına yönlendirme. Bu, çocuğun toplumsal hayata sağlıklı bir şekilde katılmasını sağlamak için bir fırsattır.

Bu yöntemler, ceza adalet sistemini, çocuğun üstün yararını koruyan, eğitici ve rehabilite edici bir araca dönüştürmeyi hedefler. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/551 E., 2018/14 K. sayılı kararı, uzlaştırma kurumunun çocuk yargılamasındaki önemini ve öncelikli uygulanması gerektiğini vurgular.

7. Suça Sürüklenen Çocuklar Hakkında Hangi Cezalar ve Güvenlik Tedbirleri Uygulanır?

Suça sürüklenen çocuklar hakkında uygulanacak cezalar ve güvenlik tedbirleri, yetişkinlere uygulananlardan farklıdır ve çocuğun ıslahı, eğitimi ve topluma kazandırılması amacını taşır. TCK md. 31 ve ÇKK md. 22-24 bu konudaki temel düzenlemeleri içerir.

Cezalar

Yaşa Bağlı İndirimler: Daha önce de belirttiğimiz gibi, çocuğun yaşına göre cezalarda TCK md. 31 uyarınca indirimler yapılır:

12-15 yaş: Ceza yarı oranında indirilir.

15-18 yaş: Ceza üçte bir oranında indirilir.

Hapis Cezasının Sınırlandırılması: Çocuklara, yetişkinlere verilen ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezaları yerine, belirlenen alt ve üst sınırlar içinde belirli süreli hapis cezaları verilir. Örneğin, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 18-24 yıl, müebbet hapis cezası yerine 12-15 yıl arası hapis cezası verilir. Diğer süreli hapis cezaları da bu yaş gruplarına göre belirli oranlarda indirilir.

Kısa Süreli Hapis Cezalarının Seçenek Yaptırımlara Çevrilmesi: TCK md. 50 uyarınca, 1 yıl veya daha az süreli hapis cezaları, çocuklar için genellikle adli para cezasına, kamuya yararlı bir işte çalıştırmaya veya denetimli serbestlik gibi seçenek yaptırımlara çevrilir. Bu, çocuğun cezaevine girmesini engellemeyi amaçlar.

Güvenlik Tedbirleri

Ceza Muhakemesi Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri de öngörür:

Denetimli Serbestlik: Hapis cezasına mahkum edilen veya haklarında hapis cezası ertelenen çocuklar, belirli bir süre boyunca denetimli serbestlik gözetiminde tutulabilirler. Bu süreçte, uzmanlar tarafından rehberlik, eğitim ve danışmanlık hizmetleri sağlanır. Örneğin, bir çocuğa belirli bir okuldan uzak durma, alkol kullanmama veya düzenli olarak bir uzmana görünme gibi yükümlülükler getirilebilir.

Çocuk Eğitim Evleri: Hapis cezasına çarptırılan çocuklar, yetişkin cezaevlerinden ayrı olarak, onların gelişimine uygun programlar sunan çocuk eğitim evlerinde kalırlar. Bu kurumlar, çocukların eğitimlerine devam etmelerini ve mesleki beceriler kazanmalarını sağlayarak topluma yeniden uyumlarını kolaylaştırmayı hedefler.

Yetişkinlere Uygulanan Diğer Güvenlik Tedbirleri: Bazı durumlarda (örneğin akıl hastalığı nedeniyle güvenlik tedbirine ihtiyaç duyulması gibi), yetişkinlere uygulanan güvenlik tedbirleri de çocuğa uygulanabilir, ancak bu çok istisnai durumlarda ve çocuğun üstün yararı gözetilerek yapılır.

Örneğin, 16 yaşındaki bir çocuk, kasten yaralama suçundan 3 yıl hapis cezasına çarptırıldıysa, bu ceza TCK md. 31/3 uyarınca üçte bir oranında indirilerek 2 yıla düşürülebilir. Eğer bu ceza paraya çevrilmezse veya ertelenmezse, çocuk bir çocuk eğitim evinde cezasını çekecektir.

8. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Erteleme Çocuklar İçin Nasıl Uygulanır?

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Cezanın Ertelenmesi, özellikle çocuklar için sıkça uygulanan ve onların geleceğini olumlu yönde etkileyebilecek önemli kurumlardır. Amaç, çocuğun bir daha suç işlememesi için ona ikinci bir şans vermek ve sabıkalı olmasının önüne geçmektir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Şartları: CMK md. 231'de düzenlenen HAGB, çocuklar hakkında da uygulanabilir.

Verilen ceza 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası veya adli para cezası olmalıdır.

Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması gerekir.

Mahkeme, çocuğun kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarını göz önünde bulundurarak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varmalıdır.

Suçun işlenmesiyle oluşan zararın mağdura giderilmesi gereklidir.

Uygulama: Mahkeme, bu şartlar sağlandığında 5 yıllık bir denetim süresi belirler. Bu süre zarfında çocuk, denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulabilir. Eğer çocuk bu 5 yıllık denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemezse, hakkında verilen hüküm açıklanmaz ve dosya düşer. Yani, çocuk hiçbir zaman o suçtan hüküm giymemiş sayılır ve adli sicil kaydına işlenmez.

Örnek: 14 yaşındaki bir çocuk, ilk kez bir cep telefonu çalma suçundan yargılanıyor ve 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar veriliyor. Mahkeme, çocuğun pişmanlığını ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak bu cezayı HAGB kararı vererek erteleyebilir. Eğer çocuk 5 yıl içinde başka bir suç işlemezse, bu ceza hiç verilmemiş sayılacaktır.

Cezanın Ertelenmesi

Şartları: TCK md. 51'de düzenlenen cezanın ertelenmesi, çocuklar için de geçerlidir.

Verilen ceza 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası olmalıdır (ancak çocuklarda bu sınır, bazı durumlarda daha esnek yorumlanabilir).

Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması gerekir.

Mahkeme, çocuğun kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışlarını göz önünde bulundurarak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varmalıdır.

Uygulama: Mahkeme, 1 yıldan az, 3 yıldan fazla olmamak üzere bir denetim süresi belirler. Bu süre zarfında çocuk, denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulabilir ve çeşitli yükümlülükler (eğitimine devam etme, belirli bir derneğe katılım gibi) getirilebilir. Denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemez ve yükümlülüklere uyarsa, hapis cezası infaz edilmiş sayılır. Ancak bu durumda, mahkumiyet kararı adli sicil kaydına işlenir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2017/10705 E., 2018/8876 K. gibi kararları, HAGB ve erteleme kurumlarının çocuk yargılamasında aktif olarak kullanılmasını teşvik eder.

9. Çocuk Yargılamasında Adli Yardım ve Vekillik Hizmetleri

Suça sürüklenen çocukların adil bir yargılanma hakkına sahip olmaları ve haklarının korunabilmesi için nitelikli bir hukuki yardıma erişim çok önemlidir. Bu nedenle, çocuk yargılamalarında avukat bulundurma zorunluluğu ve adli yardım mekanizmaları özel bir yer tutar.

Zorunlu Müdafilik (Avukat Desteği): CMK md. 150/2 ve ÇKK md. 19 uyarınca, suça sürüklenen çocuğun müdafi (avukat) olmaksızın savunma yapamayacağı kabul edilmiştir. Bu nedenle, çocuğun kendi seçtiği bir avukatı yoksa, soruşturma veya kovuşturmanın her aşamasında Baro tarafından zorunlu olarak bir avukat görevlendirilir. Bu, çocuğun yasal haklarını tam olarak anlayabilmesi, etkin bir savunma yapabilmesi ve usul kurallarına uygun bir süreçten geçebilmesi için hayati önem taşır. Bu avukatın ücreti, devlet tarafından karşılanır.

Adli Yardım: Çocuğun yasal temsilcilerinin (anne, baba) maddi imkanları avukat tutmaya elverişli değilse, bu durumda Adli Yardım Hizmetleri devreye girer. Başvuru üzerine, adli yardım bürosu tarafından kendilerine ücretsiz avukat tayin edilir. Bu, adil yargılanma hakkının güvencesidir.

Avukatın Rolü: Çocuk avukatının rolü, sadece hukuki prosedürleri takip etmekten ibaret değildir. Aynı zamanda, çocuğun psikolojisini anlayacak, onunla güven ilişkisi kuracak, sürecin travmatik etkilerini azaltmaya çalışacak ve çocuğun üstün yararını her aşamada savunacak bir uzmanlık gerektirir. Avukat, çocuğun ifadesinin doğru alınmasını, haklarının ihlal edilmemesini, uygun koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanmasını talep eder ve alternatif çözüm yollarının araştırılmasını sağlar.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2011/5-199 E., 2012/100 K. sayılı kararı gibi birçok karar, çocuğun müdafii olmadan alınan ifadelerinin hukuken geçersiz olduğunu ve delil olarak kullanılamayacağını vurgulamaktadır. Bu durum, avukat desteğinin ne kadar kritik olduğunu açıkça gösterir.

Sonuç

Suça sürüklenen çocuklarda ceza muhakemesi, sadece bir yargılama süreci değil, aynı zamanda çocuğun geleceğini inşa etme çabasıdır. Hukuk sistemimiz, bu çocukları yetişkinlerden ayırarak, onların yaş ve gelişim özelliklerine uygun, koruyucu, eğitici ve rehabilite edici bir yaklaşım benimsemektedir. Unutmamak gerekir ki, bir çocuk suç işlediğinde, bu genellikle daha derinlerde yatan sosyal, ailevi veya psikolojik sorunların bir yansımasıdır.

Bu makalede ele aldığımız tüm bu özel düzenlemeler, yakalama, gözaltı, tutuklama gibi koruma tedbirlerinden, ifade alma süreçlerine, uygulanan cezalardan alternatif çözüm yöntemlerine kadar her adımda çocuğun üstün yararını gözetmeyi hedefler. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) gibi kurumlar, çocukların adli sicillerinin temiz kalmasına olanak tanıyarak onlara ikinci bir şans sunar.

Eğer sizin veya tanıdığınız bir çocuğun başına böyle bir durum gelirse, panik yapmamanız ve en önemlisi derhal uzman bir avukattan hukuki destek almanız hayati önem taşır. Çocuk hukuku alanında uzman bir avukat, çocuğunuzun haklarını etkin bir şekilde savunacak, sürecin en az zararla atlatılmasına yardımcı olacak ve çocuğunuzun sağlıklı bir geleceğe sahip olması için gerekli tüm adımları atacaktır. Unutmayın, doğru hukuki danışmanlık, çocuğunuzun geleceği için en büyük güvencedir.

WhatsApp