Aile İçi Şiddet ve Kadına Yönelik Suçlar
Çocuğa Yönelik İstismar ve İhmal Suçları: Hukuki Boyutu, Yaptırımları ve Koruyucu Tedbirler
Bu makale, Türk hukukunda çocuğa yönelik istismar ve ihmal suçlarının hukuki çerçevesini detaylı bir şekilde incelemektedir. Türk Ceza Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu kapsamında düzenlenen bu suçların tanımlarını, türlerini ve her bir suç tipi için öngörülen cezai yaptırımları ele almaktadır. Ayrıca, istismar ve ihmal mağduru çocukların korunmasına yönelik yargısal ve idari tedbirler ile bu süreçte uygulanabilecek hukuki mekanizmalar açıklanmaktadır. Okuyucu, çocuğa karşı işlenen suçlarda hukuki sorumlulukları, şikayet ve ihbar süreçlerini, devletin koruyucu rolünü ve çocukların yüksek yararını gözeten adli uygulamaları kapsamlı bir şekilde öğrenme fırsatı bulacaktır.
Çocuğa Yönelik İstismar ve İhmal Suçları: Hukuki Boyutu, Yaptırımları ve Koruyucu Tedbirler
Çocukların fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri için güvenli, sevgi dolu ve destekleyici bir ortamda büyümeleri temel bir insan hakkıdır. Ne var ki, dünya genelinde ve ülkemizde çocuklar, fiziksel istismar, cinsel istismar, duygusal istismar ve ihmal gibi çeşitli kötü muamele biçimlerine maruz kalabilmektedirler. Bu durum, çocukların sadece bugünkü yaşam kalitelerini değil, aynı zamanda gelecekteki ruhsal ve fiziksel sağlıklarını, topluma uyum becerilerini ve genel refahlarını da derinden etkileyen ciddi bir toplumsal sorundur. Türk hukuk sistemi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 41. maddesinde yer alan "Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar" ilkesi başta olmak üzere, ulusal ve uluslararası pek çok düzenlemeyle çocukların korunmasını güvence altına almıştır.
Ülkemiz, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'ni ilk imzalayan ve onaylayan ülkelerden biri olarak, çocukların yaşam, gelişim, korunma ve katılım haklarını en üst düzeyde koruma yükümlülüğünü kabul etmiştir. Ancak hukuki düzenlemelerin varlığına rağmen, çocuğa yönelik istismar ve ihmal vakaları ne yazık ki hala gündemdeki yerini korumaktadır. Bu suçlar, mağdur çocuklarda derin travmalara yol açarken, toplumun genelinde de derin endişe yaratmaktadır. Bu nedenle, mevcut hukuki çerçeveyi, yaptırımları ve koruyucu tedbirleri detaylıca incelemek, hem mağdurların haklarını korumak hem de bu tür suçların önlenmesine katkı sağlamak açısından büyük önem taşımaktadır.
Bu makalede, çocuğa yönelik istismar ve ihmal suçlarının Türk hukukundaki tanımı, kapsamı, bu suçlara uygulanan cezai ve hukuki yaptırımlar ile koruyucu ve önleyici tedbirler kapsamlı bir şekilde ele alınacaktır. Ayrıca, Yargıtay içtihatları ve güncel hukuki uygulamalar ışığında konunun pratik boyutları da değerlendirilecektir.
Bu makalede ele alınan konular:
1. Çocuğa Yönelik İstismar Kavramı ve Hukuki Nitelendirmesi. Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında çocuğun cinsel, fiziksel ve psikolojik bütünlüğüne yönelik kasıtlı eylemleri ifade ederken, hukuki çerçevede bireyin gelişimini olumsuz etkileyen her türlü kötü muameleyi içerir.
2. Çocuğa Yönelik İhmal Kavramı ve Hukuki Nitelendirmesi. Çocuğun temel ihtiyaçlarının (beslenme, barınma, sağlık, eğitim, gözetim) giderilmemesi veya gelişimini olumsuz etkileyecek durumlara karşı korunmaması hali olup, TCK Madde 232 ve Madde 233, Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümleriyle düzenlenmiştir.
3. İstismar ve İhmal Suçlarının Yaptırımları. Bu suçlara yönelik ceza hukuku yaptırımları, eylemin niteliğine, ağırlığına ve mağdurun yaşına göre TCK'da öngörülen ağır hapis cezaları ile güvenlik tedbirleri şeklinde belirlenmiştir.
4. Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler. Çocukların mağduriyetinin önlenmesi, giderilmesi ve tekrarının önüne geçilmesi amacıyla 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu başta olmak üzere çeşitli yasal düzenlemelerle sosyal ve hukuki koruma mekanizmaları sağlanmaktadır.
5. Velayetin Kaldırılması veya Değiştirilmesi. Çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda, istismar veya ihmal durumunda velayet yetkisinin kötüye kullanılması halinde TMK Madde 348 uyarınca velayet ebeveynlerden alınabilir veya değiştirilebilir.
6. Yargısal Süreçler ve Yargıtay İçtihatları. Bu tür davalarda çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda özel usul kuralları uygulanmakta ve Yargıtay içtihatları, delillerin değerlendirilmesi ve cezaların tayininde uygulama birliğini sağlamaktadır.
---
Çocuğa Yönelik İstismar ve İhmal Suçlarının Tanımı ve Kapsamı
Çocuk, hukuk sistemimiz tarafından özel bir koruma kalkanıyla çevrelenmiş, kendine özgü bir statüye sahip bireydir. Türk Medeni Kanunu (TMK) Madde 11 uyarınca, "Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar." Aynı şekilde, Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 6/1-b'de de "Çocuk deyiminden, onsekiz yaşını doldurmamış kişi" anlaşılmaktadır. Bu tanım, çocuğa yönelik suçlarda yaşın belirleyici bir unsur olduğunu göstermektedir.
Çocuğa Yönelik İstismar (Kötü Muamele)
Çocuğa yönelik istismar, çocuğun fiziksel, cinsel, duygusal veya ekonomik olarak zarar görmesine neden olan her türlü eylem veya ihmali kapsar. Bu eylemler genellikle kasıtlı olup, çocuğun fiziksel veya psikolojik sağlığına doğrudan veya dolaylı olarak zarar verir.
#### Fiziksel İstismar
Çocuğun vücuduna fiziksel zarar veren, yaralanmaya veya ölüme yol açan kasıtlı eylemlerdir. Tokat atmak, dövmek, yakmak, boğmak, sarsmak gibi eylemler bu kapsamdadır. Bu tür eylemler, TCK Madde 86 (Kasten Yaralama) veya TCK Madde 87 (Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama) kapsamında değerlendirilebilir. Eğer fail, çocuğun velisi, vasisi veya bakımıyla yükümlü kişi ise, TCK Madde 232 (Kötü Muamele) de uygulama alanı bulabilir ve ceza artırımı söz konusu olabilir.
#### Cinsel İstismar
Cinsel istismar, çocuğun cinsel gelişimine zarar veren, cinsel amaçlı her türlü fiziksel veya psikolojik eylemi ifade eder. Türk Ceza Kanunu'nda bu suçlar Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar başlığı altında düzenlenmiştir.
• TCK Madde 103 (Çocuğun Cinsel İstismarı): Bu madde, 15 yaşını tamamlamamış çocuğa karşı her türlü cinsel davranış ile 15 yaşını tamamlamış ancak 18 yaşını tamamlamamış çocuğa karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenle cinsel davranışta bulunmayı suç sayar. Maddenin nitelikli halleri, cezanın daha da ağırlaşmasına neden olur. Özellikle üstsoy, altsoy, eş, kardeş, evlat edinen, vasi, öğretmen, bakıcı gibi kişilerin fiili işlemesi, birden fazla kişiyle işlenmesi veya cinsel istismarın vücutta yaralanmaya neden olması gibi durumlarda cezalar önemli ölçüde artırılır.
• TCK Madde 104 (Reşit Olmayanla Cinsel İlişki): 15 yaşını tamamlamış çocukla cinsel ilişkiye giren kişinin, hukuka aykırı fiilinin cezasını düzenler. Bu madde, rızai gibi görünen ancak çocuğun yaşından kaynaklı irade özgürlüğünün kısıtlı olması sebebiyle suç sayılan eylemleri kapsar.
#### Psikolojik/Duygusal İstismar
Çocuğun ruhsal ve duygusal gelişimini olumsuz etkileyen, benlik saygısını zedeleyen, korku, kaygı, değersizlik hissi yaratan davranışlardır. Sürekli eleştiri, aşağılama, tehdit etme, sevgiden mahrum bırakma, duygusal manipülasyon bu kategoriye girer. Bu tür eylemler genellikle TCK Madde 232 (Kötü Muamele) kapsamında değerlendirilebilirse de, bu suçun oluşması için fiziksel ya da psikolojik sağlığa bir zarar verilmesi gerekmektedir. Bazen bu tür istismar, diğer istismar türlerine eşlik eder veya dolaylı olarak kasten yaralama suçunun manevi unsuru olarak da ortaya çıkabilir.
#### Ekonomik İstismar
Çocuğun ekonomik olarak sömürülmesi, eğitim hakkından mahrum bırakılarak çalıştırılması veya yasadışı işlerde kullanılmasıdır. Örneğin, dilencilik yaptırma, tehlikeli ve ağır işlerde çalıştırma bu kapsamdadır. Bu durumlar TCK Madde 232 veya TCK Madde 233 (Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali) kapsamında değerlendirilebileceği gibi, İş Kanunu'nda yer alan çocuk işçi çalıştırma yasaklarına aykırılık ve Çocuk Koruma Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca da idari ve hukuki yaptırımlarla karşılaşabilir.
Çocuğa Yönelik İhmal
Çocuğa yönelik ihmal, çocuğun temel fiziksel, duygusal, eğitimsel veya sağlık ihtiyaçlarının karşılanmaması veya çocuğun güvenliğini sağlamakla yükümlü kişilerin bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumudur. İhmal genellikle aktif bir eylemden ziyade bir eylemsizlik halidir.
• Temel İhtiyaçların Karşılanmaması: Yetersiz beslenme, uygun barınma sağlamama, gerekli tıbbi bakımı geciktirme veya reddetme.
• Gözetim Yükümlülüğünün İhlali: Çocuğu denetimsiz ve tehlikeli ortamlarda bırakma, okula göndermeme veya eğitim ihtiyaçlarını karşılamama.
• TCK Madde 233 (Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali): Velayet veya vesayet görevini kötüye kullanarak çocuğun eğitim, sağlık, bakım ve gözetim yükümlülüklerini yerine getirmeme durumunda bu madde uygulanabilir. Örneğin, çocuğunu düzenli olarak okula göndermeyen bir ebeveyn bu madde kapsamında cezalandırılabilir.
• TCK Madde 232 (Kötü Muamele): Bu madde, ihmalin belirli ve ağır sonuçları olması durumunda da uygulanabilir. Örneğin, çocuğun ciddi bir hastalığına rağmen tıbbi müdahaleyi geciktirerek hayati tehlikeye yol açmak.
Hukuki Yaptırımlar
Çocuğa yönelik istismar ve ihmal suçlarına karşı Türk hukukunda hem ceza hukuku hem de medeni hukuk alanında çeşitli yaptırımlar öngörülmüştür.
Ceza Hukuku Alanındaki Yaptırımlar
Bu suçların failleri, işledikleri fiilin ağırlığına göre Türk Ceza Kanunu'nda yer alan ağır hapis cezalarıyla karşı karşıya kalırlar.
• Çocuğun Cinsel İstismarı (TCK Madde 103): Bu suçun temel şekli için sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Nitelikli hallerde ise bu ceza on beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına kadar çıkabilir. Örneğin, fiilin cebir, tehdit kullanılarak veya vücutta yaralanmaya neden olacak şekilde işlenmesi, failin üstsoy, altsoy, eş, kardeş, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler olması halinde ceza artırılmaktadır. Bu suçlarda hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme gibi uygulamalar genellikle istisnadır ve Yargıtay içtihatları bu konuda çok katıdır.
• Reşit Olmayanla Cinsel İlişki (TCK Madde 104): On beş yaşını bitirmiş ancak on sekiz yaşını tamamlamamış çocukla cinsel ilişkiye giren kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun nitelikli halleri de mevcuttur.
• Kötü Muamele (TCK Madde 232): Velayet, vesayet veya bakım ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kişiye kötü muamelede bulunanlar iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu madde, fiziksel ve psikolojik istismarın daha hafif formlarını veya ihmalin belirli sonuçlarını kapsayabilir.
• Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali (TCK Madde 233): Bu madde, bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen ebeveynleri veya diğer sorumluları bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırır. Örneğin, çocuğunu okula göndermeyen, temel ihtiyaçlarını karşılamayan ebeveynler için uygulama alanı bulur.
• Diğer İlgili Suçlar: İstismar ve ihmal eylemleri sonucunda çocuğun yaralanması durumunda TCK Madde 86 ve 87, hatta ölüme neden olunması durumunda TCK Madde 81 (Kasten Öldürme) veya TCK Madde 83 (Kasten Öldürmenin İhmali Davranışla İşlenmesi) gibi daha ağır suçlar da oluşabilir.
Medeni Hukuk Alanındaki Yaptırımlar ve Koruyucu Tedbirler
Ceza hukuku yaptırımlarının yanı sıra, medeni hukuk ve özel kanunlar aracılığıyla çocukların korunması ve mağduriyetlerinin giderilmesi hedeflenir.
• Velayetin Kaldırılması veya Değiştirilmesi (TMK Madde 348, 349): Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişimi tehlikeye düştüğünde veya çocuk manen terk edilmişse, mahkemece velayet kaldırılabileceği gibi, velayetin değiştirilmesi de mümkündür. İstismar ve ihmal vakaları, velayetin kaldırılması için en önemli gerekçelerdendir. Yargıtay, velayet hakkının çocuğun üstün yararı ilkesine aykırı kullanılması halinde, velayet sahibi ebeveynin bu hakkını kaybedebileceğini istikrarlı bir şekilde belirtmektedir.
• 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu: Bu kanun, suça sürüklenen veya mağdur olan çocukların korunmasına yönelik kapsamlı tedbirler öngörmektedir.
• Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler (Madde 5): Bu tedbirler, çocuğun fiziksel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve psikolojik gelişimi ile sağlığını güvence altına almak için mahkemece verilen kararlardır. Bunlar danışmanlık tedbiri, eğitim tedbiri, bakım tedbiri, sağlık tedbiri ve barınma tedbiri gibi çeşitli formlarda olabilir. Örneğin, istismara uğramış bir çocuğun güvenli bir ortamda yaşaması için bakım tedbiri (koruyucu aile veya çocuk yuvası) veya barınma tedbiri (yurt veya pansiyon) uygulanabilir.
• Geçici Koruma Tedbirleri (Madde 6): Acil durumlarda çocuğun derhal korunmasını sağlamak amacıyla mahkeme kararı olmadan kolluk birimleri tarafından da alınabilen tedbirlerdir.
• Tazminat Davaları: İstismar veya ihmal sonucunda mağdur olan çocuklar veya velileri, fail aleyhine Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleri uyarınca maddi ve manevi tazminat davası açabilirler. Bu davalar, çocuğun uğradığı zararların (tedavi giderleri, eğitim kaybı vb.) ve çektiği acıların (manevi zarar) giderilmesini amaçlar.
Yargı Süreci ve Yargıtay İçtihatları
Çocuğa yönelik istismar ve ihmal suçlarına ilişkin yargı süreçleri, çocuğun hassas durumu nedeniyle özel bir dikkat ve özen gerektirir.
Soruşturma ve Kovuşturma Aşamaları
• Delil Toplama: Bu suçlarda en önemli delillerden biri adli tıp raporlarıdır. Çocuğun maruz kaldığı fiziksel ve cinsel istismar, adli tıp kurumları tarafından detaylıca incelenir ve raporlanır. Ruhsal travma oluşup oluşmadığı da psikiyatrik muayene ile tespit edilir.
• Çocuğun İfadesi: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Madde 236/A'ya göre, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan dolayı mağdur çocuğun ifadesi, özel ortamda, uzmanlar eşliğinde, görüntü ve ses kaydı alınarak ve mümkünse tek seferde alınır. Bu yöntem, çocuğun ikincil mağduriyetini önlemeyi amaçlar. Pedagog, psikolog gibi uzmanların dinleme sürecinde bulunması zorunludur.
• Cumhuriyet Savcısının Rolü: Bu suçlar genellikle re'sen takibe tabidir, yani şikayete bağlı değildir. Kamu adına Cumhuriyet savcısı, ihbar veya şikayet üzerine derhal soruşturma başlatmakla yükümlüdür.
Yargıtay Kararları ve İçtihadın Rolü
Yargıtay, çocuğun üstün yararı ilkesini daima ön planda tutarak, bu tür suçlarda uygulama birliğini ve adil yargılanma hakkını güvence altına alır.
• Çocuğun Beyanının Güvenilirliği: Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili daireler, özellikle cinsel istismar suçlarında çocuğun yaşı, gelişim düzeyi ve ifade verme koşulları göz önünde bulundurularak beyanlarının güvenilirliğine özel bir önem atfeder. Çocuğun tutarlı beyanları, diğer yan delillerle (tıbbi raporlar, tanık beyanları, davranışsal değişiklikler) desteklendiğinde mahkumiyet için yeterli delil olarak kabul edilmektedir. Örneğin, Yargıtay, çocuğun yaşadığı travma nedeniyle zaman zaman beyanlarında ufak çelişkiler olsa bile, esas olayın gerçekliğine ilişkin beyanlarında ısrar etmesi halinde, bu beyanların güvenilir kabul edilmesi gerektiğine karar vermektedir.
• Cezanın Tayini: Yargıtay, çocuğun cinsel istismarı suçlarında cezaların belirlenmesinde oldukça hassas bir tutum sergilemektedir. Bu suçlarda haksız tahrik indiriminin uygulanması çok istisnai durumlarla sınırlıdır ve iyi hal indiriminin uygulanabilmesi için sanığın gerçekten pişmanlık göstermesi gerektiği vurgulanır. Cezanın alt sınırdan uzaklaşarak belirlenmesi eğilimi yaygındır.
• Velayet Düzenlemeleri: Yargıtay Hukuk Daireleri, velayetin kaldırılması davalarında çocuğun istismarı veya ihmalinin tespiti halinde, ebeveynin velayet hakkını kötüye kullandığına hükmederek, çocuğun üstün yararı doğrultusunda velayetin kaldırılmasına karar vermektedir. Bu kararlarda, velayet hakkının ebeveynin menfaatinden ziyade çocuğun menfaatleri için tanınmış bir hak olduğu ilkesi vurgulanır. Pratik bir örnek olarak, şiddet uygulayan veya çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamayan bir ebeveynin velayet hakkı, diğer ebeveyne veya vasisine devredilebilir, hatta devlet korumasına alınabilir.
Koruyucu ve Önleyici Tedbirler
Hukuki yaptırımlar caydırıcı ve telafi edici nitelikte olsa da, asıl amaç istismar ve ihmal vakalarını ortaya çıkmadan önlemektir.
Devletin Rolü ve Sorumlulukları
• Kamu Kurumlarının İşbirliği: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, kolluk kuvvetleri ve adalet sistemi arasında etkin bir işbirliği, erken teşhis ve müdahale için hayati önem taşır.
• Erken Teşhis ve Müdahale Mekanizmaları: Risk altındaki çocukların belirlenmesi, çocuk izlem merkezleri (ÇİM) gibi uzmanlaşmış birimler aracılığıyla istismar vakalarının profesyonelce ele alınması ve gerekli psikososyal destek hizmetlerinin sağlanması.
• Sosyal Hizmetler: Koruyucu aile hizmetleri, evlat edinme, çocuk evleri ve çocuk destek merkezleri gibi hizmetler aracılığıyla istismara uğramış veya ihmal edilmiş çocuklara güvenli ortamlar sunulması.
Eğitim ve Farkındalık Çalışmaları
• Bilinçlendirme Kampanyaları: Toplumun çocuk istismarı ve ihmali konusunda bilinçlendirilmesi, ebeveynlerin, öğretmenlerin, sağlık çalışanlarının ve genel halkın farkındalığının artırılması.
• Profesyonel Eğitimler: Çocuklarla çalışan tüm profesyonellerin (öğretmenler, doktorlar, polis memurları, sosyal hizmet uzmanları) bu konuda özel eğitimler alması, istismar belirtilerini tanımaları ve doğru müdahale yöntemlerini öğrenmeleri.
Uluslararası Sözleşmelerin Etkisi
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, Türk hukukunda çocuk koruma alanındaki yasal düzenlemelerin temelini oluşturur. Sözleşmenin temel ilkeleri olan çocuğun üstün yararı, ayrım gözetmeme, yaşam ve gelişim hakkı, katılım hakkı, tüm yasal düzenlemelerin ve uygulamaların ana rehberi olmalıdır.
Sonuç
Çocuğa yönelik istismar ve ihmal suçları, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde derin yaralar açan, karmaşık ve çok boyutlu bir sorundur. Türk hukuk sistemi, Anayasa, Türk Ceza Kanunu, Türk Medeni Kanunu, Çocuk Koruma Kanunu ve ilgili diğer mevzuatlarla bu suçlara karşı güçlü bir hukuki çerçeve sunmaktadır. Ağır hapis cezaları, velayetin kaldırılması, koruyucu ve destekleyici tedbirler gibi çeşitli yaptırım ve mekanizmalarla çocukların korunması amaçlanmaktadır. Yargıtay içtihatları, özellikle çocuğun beyanlarının değerlendirilmesi ve çocuğun üstün yararı ilkesinin uygulanmasında yol gösterici bir rol oynamaktadır.
Ancak yalnızca yasal düzenlemeler ve cezai yaptırımlar, bu sorunun tamamen üstesinden gelmek için yeterli değildir. İstismar ve ihmal vakalarının önlenmesi, erken teşhis edilmesi ve mağdurların etkin bir şekilde rehabilite edilmesi için multidisipliner bir yaklaşım gereklidir. Devletin tüm kurumları, sivil toplum kuruluşları ve toplumun her ferdi, bu konuda sorumluluk üstlenmelidir. Eğitim ve farkındalık çalışmaları artırılmalı, risk gruplarına yönelik koruyucu hizmetler güçlendirilmeli, mağdur çocukların uzun vadeli psikososyal destek ihtiyaçları kesintisiz sağlanmalıdır. Zira, sağlıklı nesillerin yetişmesi, toplumun geleceği için en temel yatırımdır. Unutulmamalıdır ki, çocuğun üstün yararı ilkesi, her türlü hukuki ve idari kararın merkezinde yer alması gereken değişmez bir ilkedir.