0505 301 0814Büyükesat, Çankaya / AnkaraCeza Hukuku · İnfaz Hukuku · Boşanma & İcra Hukuku

Aile İçi Şiddet ve Kadına Yönelik Suçlar

Namus Cinayetleri ve Türk Ceza Hukukundaki Yaptırımlar

Bu makale, Türk Ceza Kanunu kapsamında töre ve namus saikiyle işlenen cinayetleri ve bu suçlara bağlanan ağırlaştırılmış hukuki yaptırımları detaylı bir biçimde incelemektedir. Yazıda, kasten öldürme suçunun bu nitelikli halinin yasal unsurları, azmettiren aile bireylerinin iştirak sorumluluğu ve Yargıtay'ın güncel içtihatları ele alınmaktadır. Bilhassa namus cinayetlerinde failin 'haksız tahrik' indiriminden yararlanıp yararlanamayacağı hususu uygulamadaki örneklerle açıklığa kavuşturulmaktadır. Okuyucular, ceza miktarlarının ne olduğu, aile meclisi kararlarının hukuki boyutu ve soruşturma süreçlerinin nasıl işlediği gibi kritik sorulara net yanıtlar bulacaktır. Hem hukuk profesyonellerine hem de konuyla ilgili bilgi arayan vatandaşlara yönelik kapsamlı bir rehber niteliği taşımaktadır.

Haberleri açtığımızda veya sosyal medyada gezindiğimizde maalesef en sık ve en acı şekilde karşılaştığımız haberlerin başında kadın cinayetleri geliyor. Toplumumuzun kanayan yarası olan bu konuda, özellikle "namus" veya "töre" kisvesi altında işlenen cinayetler, hukuki boyutundan öte büyük bir insan hakları ihlalidir. Bir hukukçu olarak, şiddet mağduru kadınlardan veya hayatını kaybetmiş kadınların acılı ailelerinden gelen soruları yanıtlarken hissettiğim sorumluluk çok büyük. Bu yazıyı, hukuki karmaşadan uzak, sanki karşılıklı oturup kahve içiyormuşuz gibi, ancak kanunun o sert ve koruyucu yüzünü de net bir şekilde göstererek kaleme almak istedim.

İnsanlar genellikle internette "Namus cinayeti işleyenin cezası ne kadar?", "Haksız tahrik indirimi alıp hemen çıkar mı?" veya "Beni ölümle tehdit eden eşimden nasıl korunurum?" gibi hayati soruların cevaplarını arıyor. Şunu en baştan, bir avukat olarak çok net söyleyeyim: Türk Ceza Kanunu, birini "namusumu temizliyorum" diyerek öldüren kişiye karşı son derece acımasızdır ve modern ceza hukukumuzda "namus cinayeti" diye bir hafifletici sebep yoktur.

Bu makalede; kulaktan dolma yanlış bilgileri bir kenara bırakıp, namus ve töre cinayetlerinin kanunumuzdaki gerçek karşılığını, verilen cezaların sürelerini, tartışmalı haksız tahrik indirimini ve tehdit altındaki kadınların saniyeler içinde başvurabileceği yasal yolları adım adım inceleyeceğiz.

İçindekiler

1. Namus Cinayeti ve Töre Cinayeti Arasındaki Fark Nedir?

2. Namus (Töre) Cinayetinin Cezası Kaç Yıldır?

3. Namus Cinayetlerinde Haksız Tahrik İndirimi Alınır mı?

4. Aile Meclisi Kararıyla İşlenen Cinayetlerde Kimler Ceza Alır?

5. Şiddet ve Ölüm Tehdidi Alan Kadınlar Nereye Başvurmalı?

6. Sonuç

1. Namus Cinayeti ve Töre Cinayeti Arasındaki Fark Nedir?

Halk arasında "namus cinayeti" ve "töre cinayeti" kavramları genellikle aynı anlamda kullanılır. Ancak hukuki açıdan bu ikisi arasında ince ama önemli bir fark vardır. Bu farkı anlamak, davanın nasıl şekilleneceğini görmek açısından çok önemlidir.

Namus cinayeti, genellikle failin kendi bireysel kıskançlığı, aldatılma şüphesi veya mağdurun yaşam tarzını kendi "namus" anlayışına aykırı bulması sebebiyle işlediği cinayetlerdir. Örneğin; eşinin başka biriyle mesajlaştığını gören bir kocanın veya kız kardeşinin sevgilisi olduğunu öğrenen bir abinin işlediği cinayet bireysel bir namus cinayetidir.

Töre cinayeti ise işin içine "toplum veya aile baskısının" girdiği durumlardır. Töre cinayetlerinde fail, eylemi sadece kendi iradesiyle değil, ait olduğu ailenin, aşiretin veya çevrenin yazılı olmayan "töre kurallarına" uyma zorunluluğu hissederek işler. Ortada bir "aile meclisi kararı" veya mahalle baskısı vardır.

Ceza Hukukumuz, töre saikiyle (amacıyla) işlenen cinayetleri doğrudan nitelikli haller arasına almış ve cezasını en üst sınırdan belirlemiştir. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu gibi sivil toplum kuruluşlarının verilerine göre, ülkemizdeki kadın cinayetlerinin %40'ından fazlası ayrılmak isteme, kıskançlık ve sözde namus bahaneleriyle işlenmektedir.

2. Namus (Töre) Cinayetinin Cezası Kaç Yıldır?

Toplumdaki "birkaç yıl yatar çıkarım" algısı hukuken tamamen yanlıştır. Türk Ceza Kanunu (TCK), kasten öldürme suçunun temel şeklini TCK md. 81'de düzenlemiş ve cezasını müebbet hapis olarak belirlemiştir. Ancak konu namus veya töre olduğunda işin rengi değişir.

Eğer bir cinayet "töre saikiyle" işlenmişse, TCK md. 82/1-k bendi devreye girer. Bu durumda verilecek ceza ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır. Ağırlaştırılmış müebbet, Türk hukukundaki en ağır cezadır; kişi hayatı boyunca sıkı güvenlik rejimine tabi tutularak cezaevinde kalır ve koşullu salıverilme (infaz) süreleri çok daha uzundur (en az 30 yıl cezaevinde kalması gerekir).

Eşini, Eski Eşini veya Kardeşini Öldürmenin Cezası

Namus bahanesiyle işlenen cinayetlerin mağdurları genellikle ailenin içindeki kadınlardır. Kanun koyucu bu durumu da özel olarak ele almıştır.

Bir kimse eşini, altsoyunu (çocuğunu, torununu), üstsoyunu (annesini, babasını) veya kardeşini öldürürse, TCK md. 82/1-d gereğince yine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Yakın zamanda yapılan çok önemli bir yasal değişiklikle "boşanılan eş" de bu maddeye eklendi. Yani boşandığı eşini sokak ortasında "namus" bahanesiyle vuran bir fail de doğrudan ağırlaştırılmış müebbet hapis ile yargılanır.

Gerçek Hayat Örneği: Diyelim ki Ali, boşandığı eski eşi Ayşe'yi, Ayşe'nin yeni bir hayat kurmasını hazmedemeyerek tasarlayıp öldürdü. Mahkemede "erkekliğime yediremedim, namusumu temizledim" demesi onu kurtarmaz. Hem tasarlayarak öldürme, hem de boşanılan eşi öldürme suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alır.

3. Namus Cinayetlerinde Haksız Tahrik İndirimi Alınır mı?

İnsanların Google'da en çok aradığı, haberlerde gördüğümüzde kanımızı en çok donduran konu budur: Haksız tahrik indirimi (TCK md. 29). Failin, "Kravat taktı, mahkemede uslu durdu, eşim bana küfretmişti" diyerek cezasını düşürmeye çalışması çok yaygın bir savunma taktiğidir.

Ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatları bu konuda oldukça nettir: Sırf modern bir yaşam sürmek, kendi ayakları üzerinde durmak, boşanmak istemek veya çalışmak istemek haksız tahrik oluşturmaz.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, failin sırf "şüpheye" dayanarak veya eşinin başka biriyle arkadaşlığını "namus meselesi" yaparak işlediği cinayetlerde haksız tahrik indirimi uygulanmaz. Haksız tahrik indiriminin uygulanabilmesi için, failin o an içinde bulunduğu ağır öfke veya elemin, mağdurun haksız bir fiilinden (örneğin ağır hakaret, fiziksel saldırı vb.) kaynaklanması gerekir.

Ayrıca, fail cinayeti önceden planlamışsa (tasarlamışsa) aradan geçen zaman öfkeyi soğutacağından, Yargıtay genellikle haksız tahrik indirimini kabul etmemektedir. Diyelim ki eşinin telefonunda şüpheli bir mesaj gören koca, 3 gün bekleyip plan yapıyor ve eşini öldürüyor. Yargıtay, "Olay anında anlık bir öfke patlaması yok, aradan 3 gün geçmiş, plan yapılmış" diyerek tahrik indirimini reddeder.

4. Aile Meclisi Kararıyla İşlenen Cinayetlerde Kimler Ceza Alır?

Töre cinayetlerinin en korkunç yanlarından biri suçun kolektif (toplu) işlenmesidir. Aile toplanır, "ölüm kararı" alır ve cezası az olsun diye genellikle ailenin yaşı en küçük erkeğinin eline silah tutuşturulur. "Nasılsa 18 yaşından küçük, 3-5 yıl yatar çıkar" diye düşünülür.

Peki kanun buna ne der? Türk Ceza Hukuku bu kurnazlığı önlemek için çok sert tedbirler almıştır. Bir cinayet aile meclisi kararıyla işlenmişse, sadece tetiği çeken değil, o kararı alan herkes ceza alır!

Tetiği çeken kişi doğrudan TCK md. 82'den ceza alır.

O kararı alan babalar, amcalar, abiler yani azmettirenler de TCK md. 38 (Azmettirme) gereğince sanki suçu kendileri işlemiş gibi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alırlar.

Eğer tetiği çeken çocuk 18 yaşından küçükse, onu azmettiren yetişkinlerin cezası TCK md. 38/2 gereğince 1/3 ile 1/2 oranında ARTIRILIR. Yani "çocuğu kullanalım, ceza az çıkar" mantığı, tam tersine amcanın/babanın cezasını daha da ağırlaştırır.

Silahı temin eden, mağdurun yerini söyleyen veya kaçmasına yardım eden diğer aile üyeleri de TCK md. 39 (Yardım etme) kapsamında ağır cezalara çarptırılır.

5. Şiddet ve Ölüm Tehdidi Alan Kadınlar Nereye Başvurmalı?

Eğer bu yazıyı okuyan ve şu an tehdit altında olan bir kadınsanız, yalnız olmadığınızı ve hukukun sizin yanınızda olduğunu bilin. "Namusumu temizleyeceğim, seni öldüreceğim" şeklinde tehdit alan bir kadın anında harekete geçmelidir.

Dayanağımız 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'dur. Bu kanun, şiddet veya tehdit altındaki kadınlara çok hızlı koruma mekanizmaları sağlar.

Ne yapmalısınız?

1. Akıllı telefonunuza Emniyet Genel Müdürlüğü'nün KADES uygulamasını indirin. Tehlike anında tek tuşla polisi konumunuza çağırabilirsiniz. Polisin gelmesi genellikle 3 ile 5 dakika sürer.

2. En yakın Polis Karakoluna, Jandarmaya, Cumhuriyet Savcılığına veya ŞÖNİM'e (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi) giderek şikayetçi olun.

3. Aile Mahkemesinden (harç ödemeden ve avukat şartı olmadan) derhal uzaklaştırma ve koruma kararı talep edin. Hakim, duruma göre şiddet uygulayanın 6 ay süreyle eve yaklaşmamasına, iletişim araçlarıyla sizi rahatsız etmemesine karar verebilir.

Uzaklaştırma Kararı İhlal Edilirse Ne Olur?

Eğer saldırgan "Ben mahkeme kararı dinlemem" der ve uzaklaştırma kararını ihlal edip size yaklaşırsa, kolluk kuvvetlerine (polise/jandarmaya) haber verdiğiniz an mahkeme saldırgana doğrudan zorlama hapsi verir. İhlalin ilk seferinde 3 günden 15 güne kadar, tekrarlanması halinde 15 günden 30 güne kadar kişi itiraz hakkı olmaksızın cezaevine gönderilir.

6. Sonuç

"Namus", hiçbir insanın yaşam hakkını elinden almanın bahanesi olamaz. Türk Ceza Kanunu, töre ve sözde namus cinayetlerini en ağır suçlar kategorisinde değerlendirir ve sanıklara ağırlaştırılmış müebbet hapis gibi geri dönüşü olmayan, çok ağır cezalar verir. Yargıtay'ın güncel kararları da, suçluların ucuz bahanelerle haksız tahrik indiriminden faydalanmasının önüne geçmekte, "cezasızlık algısını" yıkmaktadır.

Eğer siz veya bir yakınınız aile içi şiddete, tehdide veya "namus" adı altında baskıya maruz kalıyorsa, susmak veya "kendiliğinden düzelir" diye beklemek yapılacak en büyük hatadır. 6284 sayılı Kanun size devasa bir koruma kalkanı sunar. Hukuki sürecin doğru, hızlı ve eksiksiz yürütülmesi, koruma kararlarının derhal alınması ve olası bir yargılamada faillerin en ağır cezayı alması için mutlaka alanında uzman bir ceza avukatı veya aile hukuku avukatı ile süreci yürütmenizi tavsiye ederim. Maddi durumunuz elvermiyorsa, bulunduğunuz ilin Barosuna başvurarak ücretsiz avukat (adli yardım) talep etme hakkınız her zaman vardır.

Unutmayın; hiçbir töre, hiçbir gelenek, hiçbir "elalem ne der" korkusu, bir kadının hayatından daha değerli değildir. Hukuk sizinledir.

WhatsApp